Ad Değişikliği Kararlarının Basın İlan Kurumu Portalında Süresiz İlan Edilmesi
Maddi Olayın Özeti
Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, görülmekte olan bir nüfus kaydının düzeltilmesi ve adın değiştirilmesi davasında, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 27. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vararak itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. İptali istenen kural, adın değiştirilmesi hâlinde bu durumun nüfus siciline kayıt edilmesinin yanı sıra Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan olunmasını emretmektedir. Düzenlemeye göre söz konusu ilanda; hükmü veren mahkeme, kararın verildiği tarih, dosyanın esas ve karar numarası ile adının değiştirilmesine karar verilen kişinin nüfusa kayıtlı olduğu yer, doğum tarihi, ana ve baba adı, önceki adı ve soyadı ile mahkeme kararıyla verilen yeni adı ve soyadı açıkça yer almaktadır. Başvuru kararında, bu bilgilerin herkes tarafından bilinebilir hâle gelmesinin ilgili kişinin kişisel verilerini aleni kıldığı, bu durumun suç işlenmesini kolaylaştırabileceği ve günümüzde tüm resmî işlemlerin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ile yürütüldüğü dikkate alındığında söz konusu ilanın gerekli olmadığı ileri sürülmüştür.
Anayasa Mahkemesinin Hukuki Değerlendirmesi
Anayasa Mahkemesi, kuralı Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile 13. maddesinde düzenlenen temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması rejimi çerçevesinde incelemiştir. Mahkeme, ad, soyad, doğum tarihi ve anne-baba adı gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm bilgilerin kişisel veri niteliğinde olduğunu teyit etmiştir. Bu bağlamda, adın değiştirilmesinin portalda ilan edilmesini öngören kuralın, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına yönelik bir sınırlama teşkil ettiği saptanmıştır. Sınırlamanın Anayasa'ya uygunluk denetiminde ilk olarak kanunilik ölçütü değerlendirilmiştir. Kuralda ilanın kapsam ve usulünün herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiği, bu nedenle kanunilik şartının sağlandığı tespit edilmiştir. Ardından meşru amaç yönünden yapılan incelemede, ad değişikliğinden etkilenebilecek veya zarar görebilecek üçüncü kişilerin menfaatlerinin korunmasının hedeflendiği ve bu amacın anayasal yönden meşru olduğu kabul edilmiştir. Demokratik toplum düzeninin gerekleri (zorunluluk) kriteri bağlamında ise, ad değiştirme kararlarının ilan edilmesinin, zarara uğrayabilecek kişilerin durumdan haberdar olmasını kolaylaştırdığı, dolayısıyla kuralın zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamadığı söylenemeyeceği belirtilmiştir. Ancak Mahkeme, sınırlamanın ölçülülük ilkesinin alt unsuru olan orantılılık kriterini sağlamadığına hükmetmiştir. Mahkeme bu durumu şu şekilde ifade etmiştir:
"Ad değiştirme kararlarının zarar görecek kişilerin menfaatlerinin korunması amacıyla ilanla duyurulmasında kamu yararı bulunmakta ise de söz konusu kararın süresiz bir şekilde ilan edilmesinin kişisel verileri herkesçe bilinir hâle gelen kişinin menfaatleri üzerinde orantısız sonuçlar meydana getirebilecektir."
Kararın temel dayanakları şunlardır:
- İlan Süresinin Belirsizliği: Kuralda veya ilgili mevzuatta, ilanın Basın İlan Kurumunun portalında ne kadar süreyle yayımlanacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Kişisel verilerin ulaşılmak istenen amaç için gerektiğinden daha uzun süre, hatta süresiz bir şekilde ilanda kalması, veri sahibi üzerinde makul olmayan ağır bir külfet oluşturmaktadır.
- Hâkime Takdir Yetkisi Tanınmaması: İptale konu kural, ad değiştirme kararlarının tamamının istisnasız ve kategorik olarak ilan edilmesini emretmektedir. Somut olayın özellikleri dikkate alınarak, güvenlik veya üstün hukuki yarar gibi durumlarda ilanın yapılmaması yönünde karar veren hâkime herhangi bir takdir yetkisi tanınmamıştır. Tüm kararların mutlak surette ilan edilmesi kişiler açısından ağır sonuçlar doğurma potansiyeli taşımaktadır.
Öte yandan, kararda kuralın sadece ilanla ilgili kısmının iptal edildiği, ad değişikliğinin nüfus siciline kaydedilmesini öngören kısmının ise Anayasa'ya aykırı bulunmadığı vurgulanmıştır. Nüfus kayıtlarının sağlıklı tutulması ve güncellenmesi amacıyla yapılan bu kaydın, kanunilik, meşru amaç ve zorunluluk kriterlerini karşıladığı; ayrıca Nüfus Hizmetleri Kanunu'nda yer alan gizlilik ve veri güvenliği güvenceleri sayesinde orantılılık ilkesine de uygun olduğu tespit edilmiştir. Bu kısımla ilgili itiraz oybirliğiyle reddedilmiştir. İptal kararının yürürlüğe girmesiyle birlikte doğacak hukuki boşluğun kamu yararını ihlal edici nitelikte görülmesi sebebiyle, Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca iptal hükmünün kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Son tahlilde, kuralla ulaşılmak istenen meşru amaçtan kaynaklanan kamusal yarar ile bireylerin kişisel verilerinin korunması menfaati arasındaki makul denge, ilan süresinin sınırsızlığı ve yargısal takdirin yokluğu sebepleriyle bozulmuştur.
Sonuç
Anayasa Mahkemesi, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 27. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "...ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan..." ibaresinin ve aynı fıkranın ikinci cümlesinin orantısızlık sebebiyle Anayasa'nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğuna hükmederek iptaline, hükmün Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.