Adli Tatil ve Temyiz Süresi
Adli Tatilde Temyiz Sürelerinin İşlemesi ve Mahkemeye Erişim Hakkı
Maddi Olayın Özeti
Başvurucu, kasten öldürme suçundan mahkûm edilmiş; bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından 8/7/2020 tarihinde esastan reddedilmiştir. İlgili karar başvurucu müdafiine 21/7/2020 tarihinde tebliğ edilmiş, müdafi ise temyiz dilekçesini adli tatil içerisinde, 31/8/2020 tarihinde sunmuştur. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, somut olayın "tutuklu iş" mahiyetinde olması sebebiyle adli tatilde de sürelerin işleyeceği gerekçesiyle temyiz talebini süre yönünden reddetmiştir. Başvurucu, bu ret kararı nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek bireysel başvuruda bulunmuştur.
Anayasa Mahkemesinin Hukuki Değerlendirmesi
Anayasa Mahkemesi, incelemesinde öncelikle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 331. maddesini esas almıştır. Kanun'un ilgili fıkrası, adli tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceğini ve tatilin bitiminden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağını açıkça düzenlemektedir. Mahkeme, ceza muhakemesi hukukunda tutuklu işlere yönelik adli tatilde sürelerin işleyeceğine dair açık bir kanuni istisna bulunmadığına dikkat çekmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve diğer bazı ceza dairelerinin güncel kararlarında da vurgulandığı üzere; tutuklu işlerde sürelerin işleyeceğine dair yorum, kanun koyucunun açıkça ifade etmediği aleyhe bir yorumdur. Anayasa Mahkemesi, mahkemelerin usul kurallarını uygularken aşırı şekilcilikten kaçınması gerektiğini, ancak kanunda öngörülmeyen kısıtlamaların hukuk devleti ve belirlilik ilkeleriyle bağdaşmayacağını belirtmiştir. Mahkeme bu durumu şu şekilde ifade etmiştir:
"Tutuklu işlerde adli tatil süresince temyiz sürelerinin işleyeceğinin kabulü... kanun sistematiğine uygun bulunmadığı gibi tutuklu sanıkların kanun yoluna başvurma ve mahkemeye erişim haklarını kısıtlayacak aleyhe bir yorumdur."
Mahkemenin değerlendirmesine göre, müdahalenin kanunilik ölçütünü karşılaması için ilgili hukuk kuralının erişilebilir, öngörülebilir ve kesin olması gerekir. Somut olayda, CMK'nın 331. maddesindeki kuralın "tutuklu işler" bakımından istisna içermemesine rağmen yargı organınca aleyhe yorumlanması, öngörülebilirlik sınırlarını aşan ve mahkemeye erişim hakkını ölçüsüzce kısıtlayan bir uygulamadır.
Sonuç
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın Yargıtay ilgili dairesine gönderilmesine hükmetmiştir.