Belirsiz Alacak Davasında Usul Hatası ve Hak İhlali

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel | Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

7 Ocak 2026 Okuma Süresi 2 dakika

Dava Türünü Yanlış Seçmek, Haklarınızın Sonu Değil: Anayasa Mahkemesi'nden "İkinci Şans" Kararı

Hukuk sistemimizde vatandaşların hak arama hürriyeti, karmaşık usul kuralları ve katı şekil şartları arasında sıkışıp kalabilmektedir. Özellikle iş hukuku yargılamalarında sıkça karşılaşılan "Belirsiz Alacak Davası" ile "Kısmi Dava" ayrımı, teknik bir detay gibi görünse de uygulamada davaların esastan görülmeden reddedilmesine yol açmaktadır.

Ancak Anayasa Mahkemesi, 15/4/2025 tarihli Halil Dağdelen Başvurusu (ve daha önceki İsmail Avcı içtihadı) ile usul hataları nedeniyle hak kaybına uğrayan bireyler için anayasal bir güvence mekanizmasını devreye sokmuştur. Yüksek Mahkeme, usuli bir hatanın vatandaşın "Mahkemeye Erişim Hakkını" engellememesi gerektiğine hükmetmiştir.

Olayın Hukuki Arka Planı: Usul, Esasın Önüne Geçebilir mi?

Başvuruya konu olayda; 1995-2012 yılları arasında çalışan başvurucu, kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları için "Belirsiz Alacak Davası" açmıştır. Ancak Yargıtay ve Yerel Mahkeme, alacağın hesaplanabilir olduğu gerekçesiyle davanın türünü hatalı bulmuş ve başvurucunun "Hukuki Yarar Yokluğu" nedeniyle davasını reddetmiştir.

Buradaki temel sorun şudur: Mahkeme, kişinin gerçekten alacaklı olup olmadığına (işin esasına) hiç bakmadan, sadece "Yanlış dava türünü seçtin" diyerek kapıyı kapatmıştır. Bu durum, hukukun amacının "şekilcilik" mi yoksa "adaleti sağlamak" mı olduğu tartışmasını doğurmuştur.

Anayasa Mahkemesi'nin Değerlendirmesi: "Ölçülülük İlkesi"

Anayasa Mahkemesi, mahkemelerin usul kurallarını uygularken katı bir şekilcilikten kaçınması gerektiğini vurgulamıştır. Kararın özü şu üç temel noktada toplanmaktadır:

  • En Ağır Yaptırımın Uygulanmaması: Davanın "dava şartı yokluğu" gerekçesiyle usulden reddedilmesi, başvurulabilecek en ağır yoldur. Hukuk devletinde, daha hafif bir çözüm yolu varken en ağır sonucun uygulanması ölçülülük ilkesine aykırıdır.
  • Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), hakime usuli eksiklikleri tamamlatma yetkisi ve görevi vermiştir. Hakim, davayı reddetmek yerine davacıya; "Dava türünü yanlış seçmiş olabilirsin, sana süre veriyorum, talebini 'Tam Eda Davası' olarak netleştir" deme imkanına sahipti.
  • Hakkın Öze Feda Edilmemesi: Kişinin mülkiyet hakkı kapsamındaki işçilik alacakları, düzeltilebilir bir usul hatasına kurban edilmemelidir.
"Mahkemeye erişim hakkı, sadece mahkemeye başvurabilmeyi değil, mahkemece uyuşmazlığın esasının incelenmesini de kapsar. Usul kuralları, hakların elde edilmesini zorlaştıran engeller değil, adaletin tecellisine hizmet eden araçlar olmalıdır."
— AYM Hukuki Değerlendirme Özeti

Sonuç ve Hukuki Değerlendirme

Anayasa Mahkemesi, bu kararıyla başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve yeniden yargılama yolunu açmıştır.

Bu karar, benzer durumda olanlar için emsal niteliğindedir. Eğer işçilik alacaklarınız veya diğer hukuk davalarınızda:

  • Dava türünü yanlış seçtiğiniz (usul hatası) gerekçesiyle ret kararı aldıysanız,
  • Mahkeme size hatayı düzeltmeniz (dilekçe ıslahı) için süre veya imkan tanımadıysa,
  • Uyuşmazlığın esasına girilmeden dosyanız kapatıldıysa;

Bu durum, Anayasa Mahkemesi nezdinde bir hak ihlali iddiasına konu edilebilir. Usul labirentlerinde kaybolan hakların iadesi için Bireysel Başvuru yolu, etkili bir anayasal denetim mekanizmasıdır.

Halil Dağdelen Başvurusu
İsmail Avcı Başvurusu