26 Mart 2026

Ceza Yargılamasında Uzun Süreli Elkoyma Tedbirinin Mülkiyet Hakkı İhlali

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel
Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

Maddi Olayın Özeti

Başvuru, bir ceza soruşturması kapsamında başvurucuya ait taşınmaz üzerine konulan ihtiyati tedbir şerhinin, asıl davanın sanığın vefatı nedeniyle düşmesine rağmen kaldırılmaması sonucunda mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucunun murisi hakkında 2011 yılında zimmet suçu şüphesiyle başlatılan soruşturma çerçevesinde, başvurucuya ait taşınmaza ihtiyati tedbir konulmuştur. Yargılama sürecinde sanığın vefat etmesi üzerine Mahkeme, 2019 yılında kamu davasının düşürülmesine karar vermiştir. Ancak taşınmaz üzerindeki "satılamaz, devredilemez" şerhi kaldırılmamış; başvurucunun bu yöndeki talebi ise suç ile bağlantının devam ettiği ve talebin hukuk mahkemelerine yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle reddedilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin Hukuki Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan bu müdahaleyi Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında "mülkiyetin kullanılmasının kontrolü" ilkeleri çerçevesinde ele almıştır. Müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı ve kamu yararı odağında meşru bir amaca dayandığı tespit edilmiştir. Ancak mahkemenin esas odaklandığı husus, yaklaşık 13 yıl süren bu tedbirin "ölçülülük" ilkesiyle olan uyumsuzluğudur.

Mahkeme, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, mülkiyet hakkını sınırlandıran tedbirlerin öngörülebilir olması ve kamu makamlarının makul ivedilikle hareket etmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ölçülülük denetiminde derece mahkemesinin sergilediği tutum şu şekilde eleştirilmiştir:

"Yaklaşık 13 yıldır devam eden tedbir kararının hükmün kesinleşmesinden sonra devam etmesine ilişkin ek kararda başvurucunun iddia ve itirazlarına dair yeterli ve ilgili bir gerekçe bulunmadığı, başvurucunun mülkiyet hakkının korunması için gerekli usuli güvencelerin somut olayda sağlanmadığı anlaşılmıştır."

Kararda, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki dengenin bozulmasına yol açan temel unsurlar şu başlıklarla analiz edilmiştir:

  • Sürenin Orantısızlığı: Tedbirin 13 yılı aşkın süre boyunca devam ettirilmesi, müdahalenin geçici bir koruma tedbiri olma niteliğini aşarak başvurucu üzerinde olağan dışı ve aşırı bir külfet oluşturmuştur.
  • Gerekçeli Karar Hakkı: Sanığın ölümü nedeniyle davanın düşmesine rağmen, mahkemenin suçun işlendiğine dair varsayımsal kanaati ve talebin hukuk mahkemesine yönlendirilmesi şeklindeki gerekçesi hukuken yetersiz bulunmuştur.
  • Özen Yükümlülüğü: Kamu makamlarının tedbir süreçlerinde mülk sahibinin menfaatlerini gözetme ve ölçüsüz müdahaleden kaçınma konusundaki pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği saptanmıştır.

Sonuç

Anayasa Mahkemesi, taşınmaz üzerindeki tedbirin devam ettirilmesinin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediğine ve adil dengeyi bozarak ölçüsüz bir müdahale oluşturduğuna karar vermiştir. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine hükmeden Mahkeme, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama kararı vererek dosyayı ilgili Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.

Feride Soyaslan Başvurusu