26 Mart 2026

Ceza İnfaz Kurumunda Yaşam Hakkı ve İntiharı Önleme Yükümlülüğü

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel
Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

Maddi Olayın Özeti

7474 sayılı Kanun kapsamında verilen Asuman Şahin ve Diğerleri kararı; Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutulan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan A.K.nın, cezaevinde intihar etmesiyle sonuçlanan süreci konu almaktadır. Olaydan beş gün önce idare tarafından yapılan değerlendirmede, mahpusun kendisine zarar verme riski taşıdığı açıkça tespit edilmiş ve psikiyatri polikliniğine sevki kararlaştırılmıştır. Ancak A.K.nın hastaneye gitmek istemediğine dair sunduğu dilekçeler üzerine cezaevi yönetimi sevki iptal ederek mahpusu tek kişilik odaya yerleştirmiştir. Bu yerleştirmeden kısa bir süre sonra A.K., koğuşun ortak alanında hayatına son vermiştir. Başvuru, idarenin bu süreçteki koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiası üzerine kurulmuştur.

Anayasa Mahkemesinin Hukuki Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, incelemesini yaşam hakkının maddi boyutu çerçevesinde, devletin gözetimi altındaki kişilere karşı "koruma yükümlülüğü" odağında yürütmüştür. Mahkeme, kırılgan durumdaki mahpusların kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı korunmasının, idarenin öncelikli görevleri arasında olduğunu vurgulamıştır. İntihar riskinin varlığına dair somut verilerin (toplantı tutanakları ve mektuplar) idarenin elinde olması, pozitif yükümlülüğün doğduğunu kanıtlamaktadır.

Kararda, idarenin mahpusun dilekçesine dayanarak tıbbi müdahaleden vazgeçmesi, "muhakeme yeteneği" ve "özgür irade" kavramları üzerinden eleştirilmiştir. Mahkeme, intihar eğilimi gösteren bir bireyin sevk iptal talebinin mutlak bir irade beyanı olarak kabul edilemeyeceğini şu şekilde ifade etmiştir:

"Hükümlülerin yaşamlarını... kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi... o kişinin bu konulardaki muhakeme yeteneğinin somut olayın şartları içerisinde sağlıklı olmadığının açık olduğu durumlarda sadece kendi tercihine bırakılamaz."

AYM'nin ihlal gerekçelerini oluşturan temel hukuki saptamalar şunlardır:

  • Muhakeme Yeteneğinin Kaybı: Daha önce anksiyete bozukluğu ve sinir krizleri tanısı alan bir mahpusun, intihar riskinin zirveye çıktığı bir dönemdeki tedavi reddi beyanının hukuken geçerli sayılamayacağı belirtilmiştir.
  • Pozitif Hukuki Görev: 5275 sayılı Kanun'un 82. maddesinin, hayati tehlike durumunda mahpusun rızası aranmaksızın tıbbi müdahale yapılabilmesine imkân tanıdığı, idarenin bu yasal yetkiyi kullanmamasının hizmet kusuru teşkil ettiği vurgulanmıştır.
  • Gözetim ve Denetim Hatası: Riskin bilinmesine rağmen, mahpusun en savunmasız anında profesyonel tıbbi destekten yoksun bırakılarak tek kişilik odaya alınması, koruma ödevinin açık bir ihlali olarak görülmüştür.

Sonuç

Anayasa Mahkemesi, devletin koruma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Mahkeme, idarenin bu süreçte "makul ölçülerde beklenen her şeyi yapmadığı" sonucuna vararak, ihlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir.

Asuman Şahin ve Diğerleri Başvurusu