Cezaevinde Telefon ve Kapalı Görüşlerin Kaydedilmesi Hukuka Uygun mu?
Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların dış dünya ile kurdukları en temel bağ, aileleriyle gerçekleştirdikleri telefon görüşmeleri ve kapalı görüşlerdir. Ancak son dönemdeki yasal düzenlemelerle, bu görüşmelerin cezaevi idaresi tarafından dinlenmesi ve teknik araçlarla kaydedilmesi yaygınlaşmıştır. Anayasa Mahkemesi (AYM), yakın tarihli Erkam Bedir Türkmenoğlu ve Diğerleri kararında, bu uygulamanın sınırlarını belirleyen çok önemli bir kriter ortaya koymuştur: Bireyselleştirme. Bu incelemede, cezaevindeki yakınınızla yaptığınız görüşmelerin hangi şartlarda kaydedilebileceğini ve idarenin otomatik kayıt uygulamasının neden hak ihlali sayıldığını detaylandıracağız. Başvuruya konu olayda; terör suçları veya örgütlü suçlardan hükümlü olanların kapalı görüşlerinin, kurum güvenliği gerekçesiyle dinlenebileceği ve kaydedilebileceğine dair yasal düzenleme (5275 sayılı Kanun) dayanak gösterilerek, başvurucunun tüm görüşmeleri teknik cihazlarla kayda alınmaya başlanmıştır. Başvurucu, idarenin kendisine özgü bir güvenlik riski göstermediğini, uygulamanın özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini belirterek itiraz etmiştir. Ancak İnfaz Hakimliği, uygulamanın kanuna dayandığını ve idarenin takdir yetkisi (karar verme serbestisi) olduğunu belirterek itirazı reddetmiştir. Buradaki temel anayasal sorun şudur: Kanun idareye kayıt alma yetkisi verse bile, idare bu yetkiyi otomatik olarak herkese uygulayabilir mi? Yoksa her mahpusun durumunu ayrı ayrı mı değerlendirmelidir? İdare, başvurucu hakkında somut bir tehlike analizi yapmamış, "Kanun maddesi var, suç tipi de uyuyor, o halde kaydediyoruz" yaklaşımıyla hareket etmiştir. Bu durum, kişilerin masumiyet karinesi ve mahremiyet haklarıyla çatışmaktadır. Anayasa Mahkemesi, başvurucuyu haklı bularak Haberleşme Hürriyeti ile Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir. Yüksek Mahkeme'nin gerekçesindeki kritik tespitler şunlardır: Bu karar, ceza infaz hukukunda "devletin güvenlik kaygıları" ile "bireyin mahremiyeti" arasındaki dengeyi birey lehine güçlendirmiştir. Eğer cezaevindeki yakınınızın görüşmeleri, kendisine özgü somut bir gerekçe sunulmadan, sadece genel bir uygulama ile kaydediliyorsa, bu durum Anayasa'ya aykırılık teşkil edebilir. İdarenin işlem yaparken "kişiye özgü" nedenler sunması artık bir tercih değil, anayasal zorunluluktur.Cezaevinde Telefon ve Kapalı Görüşlerin Kaydedilmesi Hukuka Uygun mu?
1. Olay
2. Herkes Aynı Kefeye Konabilir mi?
3. Anayasa Mahkemesi'nin Değerlendirmesi
"İdare, mahpusların dış dünyayla iletişim kurma hakkına müdahale ederken, her olay özelinde somut ve ikna edici bir 'bireyselleştirme' yapmak zorundadır. Kategorik ve otomatik sınırlamalar, Anayasa'nın ölçülülük ilkesine aykırıdır."
4. Kısaca