TCK 299 Cumhurbaşkanına Hakaret ve Anayasa'ya Aykırılık
Türkiye’de son dönemde ifade hürriyeti bağlamında en çok tartışılan konulardan biri, Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenen "Cumhurbaşkanına Hakaret" suçudur. Vatandaşlar, sosyal medya paylaşımları veya sözlü ifadeleri nedeniyle sıklıkla cezai soruşturmalarla karşılaşmaktadır. Bu bilgi notunda; 2017 Anayasa değişikliği ile gerçekleşen Parlamenter Sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişin, bu suç tipini hukuken nasıl tartışmalı hale getirdiğini ve hak arama hürriyeti (AYM Bireysel Başvuru) kapsamında kullanılabilecek temel argümanları inceleyeceğiz. 2017 Anayasa değişikliği ve 2018 seçimleri sonrasında devletin yönetim mimarisi kökten değişmiştir. Ancak ceza kanunundaki koruma kalkanı (TCK 299), eski "Parlamenter Sistem" mantığına göre yürürlükte kalmıştır. Bu durum ciddi bir hukuki anomali yaratmaktadır. Anayasa’nın 26. maddesi ifade hürriyetini güvence altına alır. Modern demokrasilerde vatandaşların, kendilerini yöneten seçilmiş siyasi makamları eleştirme hakkı; övgü düzme hakkından çok daha hayati bir öneme sahiptir. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) ve anayasa yargısı içtihatlarına göre; siyasetçiler, sıradan vatandaşlara kıyasla eleştiriye karşı daha fazla tahammül göstermek zorundadır. Mevcut TCK 299 uygulaması ise, yürütmenin başındaki kişiyi eleştirmeyi ağır hapis cezası tehdidiyle caydırmakta (chilling effect), bu da kamusal tartışma ortamını boğmaktadır. Hukuk devletinde bir hakkın sınırlandırılması ancak "ölçülülük" ilkesi çerçevesinde mümkündür. Cumhurbaşkanına hakaret suçundaki hapis tehdidi şu açılardan orantısızdır: AİHM, Vedat Şorli - Türkiye ve Artun ve Güvener - Türkiye kararlarında konuyu netliğe kavuşturmuştur. Mahkeme, devlet başkanlarına "özel koruma" sağlayan ve hapis cezası öngören yasaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile uyumlu olmadığına ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetmiştir. Verilen cezaların ertelenmiş (HAGB) olması dahi bu ihlali ortadan kaldırmamaktadır. Normal şartlarda, Anayasa Mahkemesi (AYM) bir kanun maddesinin iptali istemini reddederse, 10 yıl boyunca aynı konuda tekrar başvuru yapılamaz. Ancak TCK 299 için bu süre engeli hukuken geçerli kabul edilmemelidir. Çünkü anayasal düzen (normun dayanağı) değişmiştir. Kanun metni aynı kalsa bile, Anayasa'nın mimarisi değiştiği için eski sistemde verilen "bu madde uygundur" kararları kadük kalmıştır. Sistemin değişmesi, kanunu fiilen Anayasa'ya aykırı hale getirmiştir. Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla karşılaşılan durumlarda, savunma stratejisi yalnızca "sözlerin içeriği" ile sınırlı kalmamalıdır. Yargılamanın temelini oluşturan TCK 299. maddesinin, değişen hükümet sistemi ve Anayasa karşısındaki geçersizliği teknik bir itiraz olarak sunulmalıdır. Bu argümantasyon, olası bir mahkumiyet halinde Anayasa Mahkemesi'ne yapılacak bireysel başvurunun da temelini oluşturacaktır.Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu (TCK 299) ve Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
1. Sistem Değişti, Kanun Eski Kaldı: Normatif Çelişki
"Bir siyasi partinin lideri olan ve seçim meydanlarında rakipleriyle tartışan bir makamın, eleştirilemez 'kutsal bir devlet sembolü' gibi korunmaya devam edilmesi, demokratik hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz."
2. "Sert Eleştiri" Hakkı ve Demokratik Toplum Gerekleri
3. Cezanın Ölçülülük ve Gereklilik Analizi
4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) İçtihadı
5. Anayasa Mahkemesi'ne Başvuru ve "10 Yıl Yasağı" Sorunu
Sonuç: Hukuki Strateji