TCK 299 Cumhurbaşkanına Hakaret ve Anayasa'ya Aykırılık

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel | Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

7 Ocak 2026 Okuma Süresi 4 dakika

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu (TCK 299) ve Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

Türkiye’de son dönemde ifade hürriyeti bağlamında en çok tartışılan konulardan biri, Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenen "Cumhurbaşkanına Hakaret" suçudur. Vatandaşlar, sosyal medya paylaşımları veya sözlü ifadeleri nedeniyle sıklıkla cezai soruşturmalarla karşılaşmaktadır.

Bu bilgi notunda; 2017 Anayasa değişikliği ile gerçekleşen Parlamenter Sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişin, bu suç tipini hukuken nasıl tartışmalı hale getirdiğini ve hak arama hürriyeti (AYM Bireysel Başvuru) kapsamında kullanılabilecek temel argümanları inceleyeceğiz.

1. Sistem Değişti, Kanun Eski Kaldı: Normatif Çelişki

2017 Anayasa değişikliği ve 2018 seçimleri sonrasında devletin yönetim mimarisi kökten değişmiştir. Ancak ceza kanunundaki koruma kalkanı (TCK 299), eski "Parlamenter Sistem" mantığına göre yürürlükte kalmıştır. Bu durum ciddi bir hukuki anomali yaratmaktadır.

  • Eski Sistemde (Parlamenter Sistem): Cumhurbaşkanı, siyaseten tarafsız, yetkileri sınırlı ve siyasi sorumluluğu olmayan (sorumsuzluk ilkesi) sembolik bir "Devlet Başkanı" idi. Bu nedenle özel bir yasal zırhla korunması makul görülebilirdi.
  • Yeni Sistemde (Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi): Cumhurbaşkanı artık yürütme organının tek yetkilisidir, bir siyasi partinin genel başkanı olabilir ve aktif siyasetin tam merkezindedir.
"Bir siyasi partinin lideri olan ve seçim meydanlarında rakipleriyle tartışan bir makamın, eleştirilemez 'kutsal bir devlet sembolü' gibi korunmaya devam edilmesi, demokratik hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz."

2. "Sert Eleştiri" Hakkı ve Demokratik Toplum Gerekleri

Anayasa’nın 26. maddesi ifade hürriyetini güvence altına alır. Modern demokrasilerde vatandaşların, kendilerini yöneten seçilmiş siyasi makamları eleştirme hakkı; övgü düzme hakkından çok daha hayati bir öneme sahiptir.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) ve anayasa yargısı içtihatlarına göre; siyasetçiler, sıradan vatandaşlara kıyasla eleştiriye karşı daha fazla tahammül göstermek zorundadır. Mevcut TCK 299 uygulaması ise, yürütmenin başındaki kişiyi eleştirmeyi ağır hapis cezası tehdidiyle caydırmakta (chilling effect), bu da kamusal tartışma ortamını boğmaktadır.

3. Cezanın Ölçülülük ve Gereklilik Analizi

Hukuk devletinde bir hakkın sınırlandırılması ancak "ölçülülük" ilkesi çerçevesinde mümkündür. Cumhurbaşkanına hakaret suçundaki hapis tehdidi şu açılardan orantısızdır:

  • Gereksizdir: Kişilik haklarını korumak için genel hakaret suçu (TCK 125) ve tazminat davaları zaten mevcuttur.
  • Orantısızdır: Siyasi rakipleriyle polemiğe giren, politikaları belirleyen "icracı" bir makama yönelik sözlü eleştirinin, 4-5 yıla varan hapisle cezalandırılması demokratik toplumda kabul edilemez.
  • İşlevsiz Güvence: Soruşturma izninin Adalet Bakanı'na bağlı olması, Bakan'ın da bizzat Cumhurbaşkanı tarafından atandığı yeni sistemde tarafsız bir fren mekanizması olma özelliğini yitirmiştir.

4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) İçtihadı

AİHM, Vedat Şorli - Türkiye ve Artun ve Güvener - Türkiye kararlarında konuyu netliğe kavuşturmuştur. Mahkeme, devlet başkanlarına "özel koruma" sağlayan ve hapis cezası öngören yasaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile uyumlu olmadığına ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetmiştir. Verilen cezaların ertelenmiş (HAGB) olması dahi bu ihlali ortadan kaldırmamaktadır.

5. Anayasa Mahkemesi'ne Başvuru ve "10 Yıl Yasağı" Sorunu

Normal şartlarda, Anayasa Mahkemesi (AYM) bir kanun maddesinin iptali istemini reddederse, 10 yıl boyunca aynı konuda tekrar başvuru yapılamaz. Ancak TCK 299 için bu süre engeli hukuken geçerli kabul edilmemelidir.

Çünkü anayasal düzen (normun dayanağı) değişmiştir. Kanun metni aynı kalsa bile, Anayasa'nın mimarisi değiştiği için eski sistemde verilen "bu madde uygundur" kararları kadük kalmıştır. Sistemin değişmesi, kanunu fiilen Anayasa'ya aykırı hale getirmiştir.

Sonuç: Hukuki Strateji

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla karşılaşılan durumlarda, savunma stratejisi yalnızca "sözlerin içeriği" ile sınırlı kalmamalıdır. Yargılamanın temelini oluşturan TCK 299. maddesinin, değişen hükümet sistemi ve Anayasa karşısındaki geçersizliği teknik bir itiraz olarak sunulmalıdır. Bu argümantasyon, olası bir mahkumiyet halinde Anayasa Mahkemesi'ne yapılacak bireysel başvurunun da temelini oluşturacaktır.