Evliliğin İptali ve Miras Hakları

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel | Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

16 Ocak 2026 Okuma Süresi 3 dakika

Evliliğin İptali Davasında Miras Haklarının Korunması: Anayasa Mahkemesi’nden "Silahların Eşitliği" Kararı

Hukuk sistemimizde, tarafların mahkeme önünde eşit haklara sahip olması ve iddialarını ispatlayabilmesi, adil yargılanma hakkının temel taşını oluşturur. Anayasa Mahkemesi (AYM), yakın zamanda verdiği bir kararla, evliliğin iptali (mutlak butlan) davalarında mirasçıların delil sunma hakkının kısıtlanmasını mercek altına aldı.

Dava Sürecinde Ölüm ve Miras Bilmecesi

Dava konusu olayda, çocukların, babalarının zihinsel sağlığı yerinde değilken (ayırt etme gücü yokken) gerçekleştirdiği evliliğin iptali için açtıkları mutlak butlan (en baştan itibaren geçersizlik) davası incelenmiştir. Yargılama sırasında babanın vefat etmesi, uyuşmazlığın niteliğini bir aile hukuku meselesinden doğrudan bir miras hukuku uyuşmazlığına dönüştürmüştür.

Türk Medeni Kanunu uyarınca, evlilik geçersiz olsa dahi, sağ kalan eşin mirasçı olup olamayacağı şu kritere bağlıdır:

  • iyi niyetli ise (durumu bilmiyorsa), evlilik iptal edilse bile miras haklarını korur.
  • kötü niyetli ise (durumu bilerek evlenmişse), mirasçılık sıfatını kaybeder.

Mahkemenin İspat Hakkını Kısıtlaması

Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf), babanın vefatından sonra eşin "iyi niyetli" olduğuna karar vermiş; ancak bu süreçte mirasçıların (çocukların), eşin kötü niyetli olduğunu kanıtlama yönündeki tanık dinletme ve delil sunma taleplerini reddetmiştir. Bu durum, yargılamanın tek taraflı bir değerlendirmeye dönüşmesine neden olmuştur.

"Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, tarafların iddialarını desteklemek üzere delil sunma ve mahkemeye erişim hakkını da kapsar. Mahkemeler, usul kurallarını hak arama özgürlüğünü engelleyecek derecede katı yorumlamamalıdır."

Anayasa Mahkemesi’nin İhlal Tespiti

Anayasa Mahkemesi, dosyayı silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ışığında değerlendirerek şu sonuçlara varmıştır:

  • Eşit Şartlarda Yarışma: Mahkeme önünde taraflardan birinin, iddiasını ispatlama şansından mahrum bırakılarak diğer tarafa göre dezavantajlı duruma düşürülmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
  • Delillerin Değerlendirilmesi: Mirasçıların, eşin kötü niyetli olduğunu ispatlamak için sunduğu tanık delilinin davanın sonucuna etkisi büyüktür. Bu talebin reddedilmesi, mahkemeye erişim hakkının özünü zedeler.

Sonuç olarak AYM, mirasçıların haklarını arayabilmesi ve delillerini özgürce sunabilmesi için yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir. Bu karar, özellikle yaşlı veya hasta yakınlarının mal varlıklarını korumaya çalışan mirasçılar için emsal niteliğindedir.

Miras hukukuna ilişkin bu tip karmaşık süreçlerde, usul hataları nedeniyle hak kaybına uğramamak adına bireysel başvuru (AYM başvurusu) süreci stratejik bir önem taşımaktadır.

Ayten İpekçi Başvurusu