Tazminat Davalarında Zamanaşımı Başlangıcı

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel
Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel | Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi
10 Mart 2026

Haksız Fiil Tazminat Davalarında Zamanaşımı Başlangıcı ve Mahkemeye Erişim Hakkı

Maddi Olayın Özeti

Başvurucu, 9/10/2009 tarihinde komşusunun dairesinde meydana gelen bir yangın neticesinde maddi zarara uğramıştır. Zararın tazmini için komşusuna karşı dava açmış; ancak yargılama sürecinde yangının mutfak tüpündeki sibop arızasından kaynaklandığı ve asıl sorumlunun gaz satışı yapan Şirket olduğu, başka bir tazminat davası neticesinde verilen 2/6/2014 tarihli Yargıtay kararıyla kesinleşmiştir.

Başvurucu, gerçek sorumlunun ve kusur durumunun bu yargı kararıyla saptanması üzerine 17/11/2014 tarihinde Şirkete karşı da tazminat davası açmıştır. Ancak derece mahkemesi, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60. maddesinde öngörülen bir yıllık kısa zamanaşımı süresinin olay tarihinde başladığını kabul ederek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Söz konusu karar, Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir.

Anayasa Mahkemesinin Hukuki Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi (AYM), mahkemeye erişim hakkının Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün temel bir unsuru olduğunu belirtmiştir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemlerinde zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için zarar görenin hem zararın varlığını hem de "tazminat yükümlüsünü" (faili) öğrenmiş olması zorunludur.

Mahkeme, özellikle teknik arızalardan kaynaklanan ve sorumlunun kimliğinin ancak uzman incelemesi veya müstakil bir yargılama neticesinde netleşebildiği durumlarda, sürenin henüz bu bilgiye sahip olunmayan olay anından başlatılmasının "aşırı şekilcilik" teşkil edeceğini vurgulamıştır. AYM'ye göre, başvurucunun gerçekçi bir şekilde sorumlunun kim olduğunu bilemeyeceği bir aşamada zamanaşımı süresini başlatmak, mahkemeye erişimi imkansız kılan orantısız bir yük oluşturmaktadır. Mahkeme bu durumu şu şekilde ifade etmiştir:

"Tazminat yargılamalarına ilişkin süre sınırını, başvuranın iddiadan ya da bu tür bir iddiada bulunabilmek için gereken, olaya ilişkin olan temellerden haberinin olmadığı ya da olamayacağı bir zamanda başlatıldığında (...) mahkemeye erişim hakkı zarar görebilir. (...) Sorumluluğun henüz belirlenmemiş olduğu karmaşık vakalarda başvurandan bu elzem bilgiyi olayın meydana geldiği gün öğrenmiş olmasını beklemek mevcut koşullarda başvurana orantısız yük yüklemektedir."

Kararın temel dayanakları şunlardır:

  • Sorumlunun Tespiti Kriteri: Zamanaşımı süresi, ancak makul bir kişinin davasını açabileceği asgari bilgiye sahip olduğu andan itibaren işlemelidir.
  • Aşırı Şekilcilik Yasağı: Mahkemeler, usul kurallarını uygularken yargılama adaletini zayıflatacak düzeyde katı yorumlardan kaçınmalı ve davanın esasının incelenmesini engelleyen bariyerler oluşturmamalıdır.
  • Hak Arama Özgürlüğü ve Belirlilik: Başvurucunun kontrolü dışındaki teknik belirsizliklerin, dava hakkını tamamen ortadan kaldıracak şekilde yorumlanması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.

Sonuç

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiş; ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir.

İbrahim Alkan Başvurusu