Yurt Dışına Çıkış Yasağına AYM Denetimi
Yurtdışına Çıkış Yasağı Yüzünden Ailemden ve İşimden Koptum, Ne Yapabilirim?
Ceza davalarında tutuklama tedbirinin en son çare olması prensibi gereği yerine uygulanan adli kontrol şartı, kişinin özgürlüğünü bütünüyle elinden almadığı için ilk bakışta daha ılımlı bir hukuki durum gibi görünebilir. Ancak uygulamaya baktığımızda özellikle "yurtdışına çıkış yasağı" şeklindeki tedbirler, vatandaşlarımızın hayatında telafisi imkânsız, derin yaralar açabilmektedir. Yıllarca süren yargılamalar boyunca işinden, gücünden, yurtdışındaki kurulu düzeninden ve en önemlisi eşi ile çocuklarından uzak kalan kişiler, adeta tutuklamayı aratmayan, üstü kapalı ve belirsiz bir cezalandırma süreci yaşamaktadır. Hele ki kişi yargılandığı davadan beraat etmiş olmasına rağmen mahkemeler matbu, kopyala-yapıştır gerekçelerle bu yasağı kaldırmamakta direniyorsa, hukuka olan güven sarsılmakta ve mağduriyet katlanarak artmaktadır. Yurtdışında yerleşik olarak yaşayan, orada kronik hastalıkları için tedavi gören veya ticari faaliyet yürüten vatandaşlarımız için seyahat engelinin aylarca hatta yıllarca devam etmesi kabul edilemez. Bu belirsizliğe ve bitmek bilmeyen yasaklara karşı Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuru yapmak ve devletten uğranılan zararların manevi tazminini talep etmek hukuken son derece mümkündür.
Seyahat Engelinin Ötesi: Aileye, Sağlığa ve Özel Hayata Müdahale
Anayasa Mahkemesi, önüne gelen güncel bir uyuşmazlıkta, yurtdışına çıkış yasağının yalnızca basit bir seyahat özgürlüğü kısıtlaması olmadığını, somut duruma göre kişinin çok daha hayati haklarını ihlal edebileceğini açıkça ortaya koymuştur. İncelenen olayda, silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla yargılanıp beraat eden bir vatandaşımız, ilk derece mahkemesinin inatla kaldırmadığı yurtdışına çıkış yasağı kararı nedeniyle büyük bir dram yaşamıştır. Uzun yıllardır Almanya'da ikamet eden bu kişi, yalnızca çocuklarını ve torunlarını görememekle kalmamış; aynı zamanda Almanya'da sürdürdüğü hayati risk taşıyan tıbbi tedavisinden mahrum kalmış ve kullanması zorunlu olan spesifik ilaçları Türkiye'de temin edememiştir. Yerel mahkemeler ise, vatandaşımızın davadan beraat etmiş olmasını ve bu çaresiz sağlık durumunu hiç dikkate almadan, yargılamanın sonlanmasına rağmen "delil durumu ve ölçülülük" gibi soyut gerekçelerle itirazları reddetmiştir. Yargı makamlarının, kişinin özel hayatına dair sunduğu bu çok somut mağduriyetleri duymazdan gelmesi açık bir hukuksuzluktur. Mahkeme bu durumu şu şekilde ifade etmiştir:
"Bu bağlamda söz konusu tedbirin de başvurucunun gelişimi ve sosyal, mesleki, ekonomik ve ailevi ilişkileri yönünden olumsuz etkilerinin ortaya konulması hâlinde özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkündür."
Bu karar ışığında dikkat edilmesi gerekenler:
- Matbu Gerekçelerle Özgürlük Kısıtlanamaz: Mahkemeler, bir koruma tedbirinin devamına karar verirken lehte ve aleyhte tüm delilleri tartışmalı, kişinin neden yurtdışına çıkmaması gerektiğini somut gerçeklerle açıklamalıdır. Beraat etmiş bir kişinin "delil karartma" ihtimalinden söz edilemeyeceğine göre, dosyanın özüne inmeyen şablon gerekçelerle yasağın uzatılması ihlal sebebidir.
- Aile ve Sağlık Hakkının İhlali: Vatandaşın yerleşik hayatı, ailesi veya tıbbi tedavisi yurtdışındaysa, uygulanan çıkış yasağı Anayasa ile güvence altına alınan "özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına" doğrudan, ağır ve yıkıcı bir müdahale teşkil eder.
- Tedbirin Süresiz Uygulanamaması: Hiçbir adli kontrol tedbiri ilanihaye (sonsuza dek) uygulanamaz. Sürecin sürüncemede bırakılmasıyla birlikte yargının menfaati ile vatandaşın katlandığı eziyet arasındaki adil denge tamamen bozulur.
- Alternatif Yolların Aranması Zorunluluğu: Yargı makamları, kişinin duruşmalara katılmasını veya denetim altında tutulmasını hedefliyorsa, vatandaşın hayatını felç eden çıkış yasağı yerine hakları daha az sınırlayan alternatif hukuki mekanizmaların olup olmadığını mutlaka tartışmak zorundadır.
Sonuç ve Değerlendirme
Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin vatandaşın özel hayatını, sınır ötesindeki aile bağlarını ve en önemlisi sağlık mazeretlerini dikkate almadan verdiği bu orantısız kararların demokratik toplum düzenine ve ölçülülük ilkesine tamamen aykırı olduğunu tespit etmiştir. Yapılan inceleme neticesinde, Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine kesin olarak hükmedilmiştir. Bireysel başvuru süreci devam ederken vatandaşımızın yurtdışı çıkış yasağı nihayet kalktığı için yeniden yargılama yapılmasına gerek görülmemiş olmakla birlikte; devletin bu haksız, uzun ve ölçüsüz müdahalesi sebebiyle yaşanan psikolojik yıkımı bir nebze olsun giderebilmek adına vatandaşa net 34.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Yurtdışı yasağı mağduru olan vatandaşların, haksız red kararlarının ardından bu ihlalleri bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine taşıması hayati önem taşımaktadır.