HMK Kesinlik Sınırında Temyiz Hakkı
Maddi Olayın Özeti
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, idare tarafından talep edilen mecburi hizmetle orantılı yetiştirme bedeline karşı açılan bir menfi tespit davasının istinaf incelemesini yaparken anayasaya aykırılık kanısına varmıştır. Mahkeme, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 362. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde yer alan parasal kesinlik sınırının, "istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali" yönünden Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. İtiraz konusu kural, miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını geçmeyen davalara ilişkin bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulamayacağını düzenlemektedir. Söz konusu kırk bin liralık kanuni sınır, her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanmakta olup parasal sınırın belirlenmesinde davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınmaktadır. Bu kapsamda, 1/1/2026 tarihinden itibaren bölge adliye mahkemesi hukuk daireleri tarafından verilen miktar veya değeri 682.000 TL'yi geçmeyen kararlara karşı olağan şartlarda temyiz yoluna başvurulamamaktadır. Başvuru yapan daire, ilk derece mahkemesinin kararının istinaf mercii tarafından kısmen veya tamamen kabul edilerek değiştirilmesi durumunda, istinaf mahkemesinin kararının esasen ilk kez verilen yeni bir hüküm niteliği taşıdığını belirtmiştir. Bu kararın kesin olmasının, adil yargılanma hakkı kapsamında hükmün denetlenmesini talep etme imkanını ortadan kaldırdığı ileri sürülmüştür.
Anayasa Mahkemesinin Hukuki Değerlendirmesi
Anayasa Mahkemesi, esas incelemesinde, İdari yargı açısından benzer bir hukuki uyuşmazlığı karara bağladığı 27/3/2025 tarihli ve E.2024/189, K.2025/83 sayılı kararına atıfta bulunmuştur. Söz konusu kararda, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun bölge idare mahkemesi kararlarının kesinliğine ilişkin düzenlemesi benzer gerekçelerle iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, HMK m. 362/1-a hükmünün hak arama hürriyetizi ve hükmün denetlenmesini talep etme hakkına getirdiği sınırlamayı Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük kriterleri çerçevesinde denetlemiştir. Mahkeme, belirli bir parasal sınırın altındaki davaların temyiz yoluna kapatılmasının, uyuşmazlıkların makul süre içinde sonuçlandırılması, usul ekonomisinin sağlanması ve temyiz merciinin iş yükünün hafifletilmesi gibi meşru amaçlar taşıdığını saptamıştır. Bu doğrultuda sınırlamanın meşru amaca ulaşma bakımından elverişli olduğu değerlendirilmiştir.
Namun ölçülülük ilkesinin alt unsurları olan gereklilik ve orantılılık kriterleri yönünden yapılan denetimde, istinaf merciinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak işin esası hakkında ilk kez yeni bir karar vermesi durumu özel olarak ele alınmıştır. AYM’ye göre, miktar veya değeri itibarıyla temyiz sınırına ulaşamayan davaların tamamı bakımından bölge adliye mahkemesince verilen esasa ilişkin bir kararın yarattığı hukuki ve maddi sonuçların tümüyle önemsiz olduğu söylenemez. Kanun koyucunun yargının iş yükünü azaltmak amacıyla takdir yetkisi kapsamında tedbirler alması ilke olarak hak ihlali oluşturmasa da, istinaf mahkemesinin ilk elden verdiği bu yeni kararlara karşı temyiz kanun yolunun tamamen kapatılması, hükmün denetlenmesini talep etme hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil etmektedir. Davaların makul sürede ve en az giderle sonuçlandırılması amacına daha hafif bir sınırlamayla ulaşılması mümkünken, tüm değiştirici kararların kesin sayılması orantısız bir yük yaratmaktadır.
Sonuç
Açıklanan gerekçelerle Anayasa Mahkemesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin "istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali" yönünden Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline 26/2/2026 tarihinde oybirliğiyle karar vermiştir. Bu kararla birlikte, miktar veya değeri 2026 yılı için geçerli olan 682.000 TL sınırının altında kalsa dahi, istinaf mahkemesinin yerel mahkeme kararını kısmen veya tamamen kabul ederek kurduğu yeni hükümlere karşı temyiz kanun yoluna başvuru imkanı tanınmıştır. Hak arama hürriyetinin kapsamını genişleten bu iptal kararı, ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi arasındaki hüküm farklılıklarında tarafların hukuki güvencesini artırmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe giriş tarihini ertelememiştir.