İcra Dairesine Yatırdığınız Teminatın Faizi Hazineye Gelir Kaydedilemez

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel | Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

7 Ocak 2026 Okuma Süresi 3 dakika

İcra Dairesinde Bekleyen Paranın "Nemalandırılması" ve Mülkiyet Hakkı

Vatandaşların icra daireleriyle olan hukuki ilişkilerinde sıkça karşılaşılan durumlardan biri, devam eden bir dava süreci (özellikle menfi tespit davaları) nedeniyle veya icra takibini durdurmak amacıyla dosyaya "teminat" yatırılmasıdır. Bu meblağlar, yargılama süreçlerinin doğası gereği bazen yıllarca icra dairesinin banka hesaplarında beklemektedir. Hukuki tartışmanın odak noktası şudur: Sizin malvarlığınızdan çıkan ve bankada bekleyen bu paranın getirdiği faiz geliri (nema) kime aittir?

Yakın tarihe kadar yerleşik uygulamada, bu paraların bankada işletilmesiyle elde edilen faiz gelirleri genellikle Hazineye (Devlete) gelir olarak kaydedilmekteydi. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) güncel içtihadı, bu uygulamanın Mülkiyet Hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.

Somut Olay ve Hukuki Sorun

Konunun anlaşılması adına, Anayasa Mahkemesi’nin incelediği somut olayı özetlemek gerekirse; bir borçlu, aleyhine başlatılan icra takibine karşı borçlu olmadığının tespiti için dava açmış ve takibin durması adına icra dairesine yaklaşık 330.000 TL nakit teminat yatırmıştır. Borçlu, paranın değer kaybetmemesi adına "nemalandırılmasını" (vadeli hesaba yatırılmasını) talep etmiştir.

Yargılama sonunda borçlu davayı kaybetmiş ve ana para alacaklıya ödenmiştir. Ancak ana paranın bankada beklemesi sonucu oluşan yaklaşık 48.000 TL’lik faiz geliri, kanuni bir düzenleme eksikliği gerekçe gösterilerek icra dairesi tarafından Hazineye aktarılmıştır. Başvurucu, paranın mülkiyetinin kendisine (veya alacağa hak kazanan tarafa) ait olduğunu, devletin bu paradan sebepsiz yararlanamayacağını belirterek konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşımıştır.

Anayasa Mahkemesi'nin Değerlendirmesi

Yüksek Mahkeme, başvuruyu haklı bularak mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Kararın hukuki gerekçesi şu üç temel saç ayağına oturmaktadır:

"1. Mülkiyetin Kapsamı: İcra dairesine yatırılan para, kişinin mal varlığı değeridir. Bu paranın getirdiği 'meyve' niteliğindeki faiz geliri de hukuken o mülkiyetin ayrılmaz bir parçasıdır.

2. Sebepsiz Zenginleşme Yasağı: Devlet, sunduğu yargı hizmeti karşılığında zaten harç ve masraf tahsil etmektedir. Bunun ötesinde, vatandaşın parasını bloke edip faiz gelirine el koyması, devlet açısından 'karşılıksız yararlanma' ve 'sebepsiz zenginleşme' teşkil eder.

3. Hazine'nin Taraf Sıfatı Yokluğu: İcra dosyasının tarafları alacaklı ve borçludur. Hazine (Maliye), bu özel hukuk ilişkisinin tarafı değildir. Dolayısıyla, taraflara ait olması gereken bir mal varlığı değerine müdahale edemez."

Hukuki Sonuç ve Değerlendirme

Bu karar ışığında, icra ve iflas hukuku uygulamasında mülkiyet hakkının korunması adına şu hususlar önem arz etmektedir:

  • Talep Hakkı: İcra dairesine yatırılan nakdi teminatların değer kaybına uğramaması adına "nemalandırılması" talep edilmelidir.
  • Faiz Gelirinin Aidiyeti: Paranın iadesi veya alacaklıya ödenmesi aşamasında, biriken faiz gelirinin Hazineye değil, paranın asıl hak sahibine ödenmesi gerekmektedir.
  • Hak Arama Hürriyeti: Geçmişte veya derdest dosyalarda, paranın nemasının Hazineye kaydedilmesi işlemi, mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğinden, bu işlemin iptali ve gelirin iadesi hukuki yollarla talep edilebilir.

Anayasa Mahkemesi'nin bu yaklaşımı, devletin vatandaşın parası üzerinden haksız kazanç sağlayamayacağının tescili niteliğindedir. Mülkiyet hakkı, sadece ana parayı değil, o paranın iktisadi getirisini de koruma altına almaktadır.

Ahmet Ali Aki ve Aki Demir Sanayi ve Ticaret LTD. ŞTİ. Başvurusu