İmar Uygulaması Sonrası Ağaç ve Yapı Bedeli Tazminatı

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel | Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

10 Şubat 2026 Okuma Süresi 3 dakika

İmar Uygulaması ile Başka Yere Kaydırılan Arsadaki Ağaç ve Yapıların Tazminatı

İmar uygulamaları (parselasyon), vatandaşların en sık mağduriyet yaşadığı alanların başında gelmektedir. Yıllarca emek verip diktiğiniz ağaçlar veya inşa ettiğiniz yapılar, belediyenin yaptığı bir imar düzenlemesi (şuyulandırma) sonucunda, kâğıt üzerinde başkasına ait bir parsele veya kamu alanına denk gelebilir. Bu durumda mülk sahibine genellikle başka bir yerden hisse verilir; ancak geride bıraktığı ağaçların ve yapıların bedelinin ödenip ödenmeyeceği büyük bir hukuki tartışma konusudur.

Parselasyon Sonrası "Muhdesat" (Yapı ve Ağaç) Sorunu

Vatandaşlar, imar uygulaması neticesinde eski yerlerinde kalan yapı ve ağaçları için "muhdesat bedeli" (enkaz bedeli) talep ettiklerinde, derece mahkemeleri bazen "yapıların hala yıkılmadığı" veya "kişinin kullanımının sürdüğü" varsayımıyla tazminat taleplerini reddedebilmektedir. Ancak Anayasa Mahkemesi, bu varsayımların otomatik olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.

AYM, 10 Şubat 2026 tarihli kararında, idarenin ve mahkemelerin sadece tapu kayıtlarına bakarak değil, fiili duruma bakarak karar vermesi gerektiğini vurgulamaktadır. Mahkeme bu durumu gerekçesinde şu şekilde ifade etmiştir:

"Başvurucunun parselasyon işlemi sonucunda üçüncü kişilere tahsis edilen eski taşınmazı üzerindeki yapı ve ağaçlardan yararlanmaya devam edip etmediği, bu varlıkların ekonomik değerini kaybedip kaybetmediği hususları araştırılmadan davanın reddedilmesi, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olmasına yol açmıştır."

Bu ifadeyle Anayasa Mahkemesi, fiili kullanımın engellenmesi durumunda, tapuda işlem bitmiş olsa bile vatandaşın zararının tazmin edilmesi gerektiğinin altını çizmektedir. Eğer vatandaş, eski arazisindeki ağaçlarını toplayamıyor veya yapısını kullanamıyorsa, devletin "zaten yıkılmadı" savunması geçersiz kalmaktadır.

Hukuki Değerlendirme ve İhlal Kararı

Karara göre, derece mahkemelerinin yapması gereken asıl inceleme, şekli durumdan öte, vatandaşın mülkiyetinden fiilen yararlanıp yararlanamadığıdır. Tazminat talebinin reddedilebilmesi için, vatandaşın o yapıları ve ağaçları eskisi gibi kullanmaya devam ettiğinin ispatlanması gerekir.

AYM, mülkiyet hakkının korunması gerekliliğini hüküm kısmında şu şekilde pekiştirmiştir:

"Parselasyon işlemi neticesinde taşınmazın hukuki statüsünün değişmesiyle birlikte, başvurucunun muhdesat (yapı ve ağaç) üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanıp kısıtlanmadığı somut verilerle ortaya konulmalıdır. Bu araştırma yapılmaksızın davanın reddi, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlalidir."
  • Eksik İnceleme: Mahkemeler, yapıların yıkılmamış olmasını tek başına ret gerekçesi yapamaz.
  • Fiili Engel: Başvurucunun o alana girip ağaçlarından ürün alıp alamadığı tespit edilmelidir.
  • Tazminat Hakkı: Eğer kullanım imkânı kalmadıysa, idare bu değerlerin bedelini vatandaşa ödemelidir.

Sonuç

Bu karar, imar uygulamaları nedeniyle arazisi ve üzerindeki değerleri (muhdesat) arasında hukuki bağ koparılan vatandaşlar için önemli bir güvencedir. Eğer imar sonucu yeriniz değiştiyse ve eski yerinizdeki yapılarınızı/ağaçlarınızı kullanamaz hale geldiyseniz, mahkemelerin "henüz yıkılmadı" gerekçesiyle tazminatı reddetmesi, mülkiyet hakkının ihlali sayılacaktır.

Emin Ergin Başvurusu