İş Davalarında Islah ve Zamanaşımı

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel | Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

13 Şubat 2026 Okuma Süresi 3 dakika

İş Davalarında Bilirkişi Raporu Sonrası Islah ve Zamanaşımı Tuzağı

İş hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda, işçinin alacağının tam miktarını davanın en başında kuruşu kuruşuna bilmesi çoğu zaman mümkün değildir. Fazla mesai, hafta tatili veya ulusal bayram genel tatil ücretleri gibi kalemler, ancak teknik bir hesaplama ve uzman bir bilirkişi incelemesi sonucunda netleşir. Bu nedenle uygulamada davalar genellikle "kısmi dava" olarak açılmakta veya "fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmaktadır."

Ancak yargılama süreçlerinin uzaması, hak arayan vatandaşlar için ciddi bir mağduriyet kapısı aralamaktadır. Dava devam ederken yıllar geçmekte, bilirkişi raporu dosyaya girdiğinde ve işçi bu rapora dayanarak talebini artırdığında (ıslah yaptığında), karşı taraf "zamanaşımı süresi doldu" itirazında bulunabilmektedir. Yerel mahkemelerin bu itirazı kabul ederek, sırf yargılama uzadığı için işçinin hakkettiği alacağı reddetmesi, adil yargılanma hakkı ile bağdaşmamaktadır.

Bilirkişi Raporuna Bağlı Alacaklarda Zamanaşımı Başlangıcı

Somut bir olayda; iş akdi feshedilen bir çalışan, kıdem ve ihbar tazminatları ile diğer işçilik alacakları için dava açmıştır. Yargılama sürecinde yetkisizlik kararları ve Yargıtay bozma ilamları nedeniyle süreç uzamış, dosya kapsamında birden fazla bilirkişi raporu alınmıştır. Nihayetinde uzman bilirkişi, işçinin alacaklarını hesaplamış ve işçi de bu hesaplama doğrultusunda talebini artırmıştır (ıslah). Ancak Mahkeme, fesih tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, işçinin bilirkişi raporuna dayanarak artırdığı taleplerini reddetmiştir.

Konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, alacağın varlığının ve miktarının ancak yargılama sürecindeki bilirkişi incelemesiyle ortaya çıktığı durumlarda, işçiye "neden daha önce istemedin" demenin ölçüsüz bir yük olduğunu belirtmiştir. Yüksek Mahkeme bu durumu şu ifadelerle vurgulamıştır:

"Somut olayda başvurucunun iş akdinin feshi nedeniyle açtığı alacak davasında alacak miktarlarının davanın açıldığı tarihte belirli olmadığı, bu hususların yargılama sırasında olaya ilişkin alınan bilirkişi raporları neticesinde öğrenildiği görülmüştür... Birçok defa bilirkişi raporunun alındığı davada alacak kalemlerinin başvurucu tarafından bilinebilir olmamasına rağmen Mahkemenin arttırılan bir kısım alacak yönünden başvurucunun talebini zamanaşımı nedeniyle reddetmesi başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemiştir."

Bu karar ışığında, iş davalarında dikkat edilmesi gereken temel hususlar şunlardır:

  • Alacağın Belirlenebilirliği: Eğer alacak miktarı, ancak bir uzman (bilirkişi) incelemesi ile tespit edilebiliyorsa, işçiden davanın başında tam tutarı istemesi beklenemez.
  • Islah ve Zamanaşımı Dengesi: Yargılamanın uzaması işçinin kusuru değildir. Alacak miktarını bilirkişi raporuyla öğrenen işçinin, makul sürede yaptığı talep artırımı (ıslah), zamanaşımı gerekçesiyle reddedilemez.
  • Mahkemeye Erişim Hakkı: Teknik hesaplama gerektiren dosyalarda katı zamanaşımı uygulaması, kişinin mahkemeden sonuç almasını imkânsız hale getirir ve bu durum hak ihlalidir.

Sonuç ve Değerlendirme

Anayasa Mahkemesi, işçinin alacağını bilirkişi raporuyla öğrendikten sonra yaptığı talep artırımının zamanaşımı gerekçesiyle reddedilmesini Mahkemeye Erişim Hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir. Bu karar neticesinde; işçiye ayrıca bir tazminat ödenmesine gerek görülmemiş, ancak ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve işçinin alacağının esastan incelenmesi için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Osman Güneş Başvurusu
Kaan Yalçın Başvurusu da aynı noktaları vurgulamıştır.