3 Haziran 2026

Kamulaştırmada Kesin Tescil Kuralının İptali

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel
Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

Maddi Olayın Özeti

İptal istemine konu kural, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili talebiyle açılan davalarda, mahkemelerce belirlenen kamulaştırma bedelinin idare tarafından depo edilmesi üzerine verilen tescil kararının kesin nitelikte olmasını ve bu hükme karşı kanun yoluna başvurulamamasını düzenlemektedir. Mevcut yasal mekanizmada, tescil hükmünün kesin olması sebebiyle dava konusu taşınmazın mülkiyeti doğrudan idareye geçmekte; malik ise mülkünü tamamen kaybetmektedir. Bu süreçte kanun yolu denetimi yalnızca mahkemece takdir edilen kamulaştırma bedeli yönünden açık tutulmuştur. İtiraz yoluna başvuran mahkeme, taşınmazın mülkiyetini idareye devreden kesin nitelikteki bu tescil hükmünün, mülkiyet hakkına ve kamulaştırmanın anayasal ilkelerine aykırı olduğu iddiasıyla kuralın iptalini talep etmiştir.

Anayasa Mahkemesinin Hukuki Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, söz konusu kuralı Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti, 13. maddesindeki temel hakların sınırlandırılması rejimi, 35. maddesindeki mülkiyet hakkı ve 46. maddesindeki kamulaştırma ilkeleri çerçevesinde denetlemiştir. Mahkeme, kamulaştırma işleminin özel mülkiyeti kamu yararı amacıyla sona erdiren anayasal bir kısıtlama olduğunu, ancak bu yetkinin kullanılabilmesi için Anayasa'da öngörülen katı usul güvencelerine harfiyen uyulması gerektiğini hatırlatmıştır.

Yüksek Mahkeme, incelemesini özellikle Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan "Anayasa'nın sözüne uygunluk" ölçütü ve 46. maddesinde düzenlenen "peşin ödeme güvencesi" ekseninde derinleştirmiştir. Anayasa'nın metninde yer alan ek güvenceler, hakların norm alanını koruyan niteliktedir. Kamulaştırma bağlamında korunan en temel güvence, taşınmazın gerçek karşılığının peşin ve nakden ödenmesidir. Peşin ödeme güvencesi, kamulaştırma bedelinden oluşan gerçek karşılığın en geç taşınmaz mülkiyetinin idareye tescil edildiği anda malike ödenmesini zorunlu kılar. Anayasa'da açıkça izin verilen istisnai taksitlendirme halleri dışında, gerçek bedel ödenmeden mülkiyetin devredilmesi düşünülemez.

Kural kapsamında ilk derece mahkemesinin tescil hükmü kesin sayıldığından, belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini yansıtıp yansıtmadığı üst mahkemelerce henüz kesin olarak karara bağlanmadan mülkiyet idareye geçmektedir. Oysa kanun yolu incelemesi neticesinde, mahkemece saptanan bedelin yetersiz olduğunun anlaşılması ve taşınmazın gerçek değerinin daha yüksek belirlenmesi her zaman mümkündür. Bu durumda, taşınmazın gerçek değeri henüz kesinleşmeden ve malike tamamen ödenmeden mülkiyet hakkı sonlandırılmış olmaktadır. AYM, kamulaştırma hukukundaki bu asimetriyi şu gerekçeyle somutlaştırmıştır:

"Kamulaştırma bedelinin kesin olarak tespit edilip tamamı malike ödenmeksizin idare, taşınmazın mülkiyetini... elde etmekte; malik ise mülkünü kaybetmektedir. Bu durum ise Anayasa'nın 46. maddesinde düzenlenen... gerçek bedelin tek seferde ve en geç taşınmazın idare adına tescil edildiği anda ödenmesini gerektiren peşin ödeme güvencesine aykırı olarak taşınmazın mülkiyetinin idareye devri sonucunu doğurmaktadır."

Sonuç olarak, mülkiyetin gerçek değer tespiti kesinleşmeden kamusal otoriteye devredilmesi, adil dengeyi malik aleyhine bozmaktadır. Bu durum, mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen Anayasa’nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığunu açıkça ortaya koymuştur.

Sonuç

Anayasa Mahkemesi, açıklanan anayasal gerekçeler doğrultusunda, kamulaştırma davasında verilen tescil kararının kesin nitelikte olmasını öngören kuralın Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline oybirliğiyle karar vermiştir.

Esas Sayısı : 2025/190 Karar Sayısı : 2026/38