17 Haziran 2026

Kamulaştırmasız El Atmada Değer Kaybı

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel
Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

Maddi Olayın Özeti

Başvurucunun mülkiyetinde yer alan taşınmaza kamusal makamlar tarafından usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi gerçekleştirilmeksizin fiilen el konulmuştur. Başvurucu, kamulaştırmasız el atma olgusu nedeniyle uğradığı zararın tazmini ve taşınmazın gerçek bedelinin ödenmesi istemiyle adli yargıda tazminat davası açmıştır. Yargılama makamlarınca tapu kayıtları, imar durumu ve emsal nitelikteki taşınmaz verileri incelenmiş; resen seçilen uzman bilirkişi heyeti marifetiyle keşif icra edilmiştir. Derece mahkemesi, çevre yapılaşma koşullarındaki dinamik gelişmeleri gözeterek emsal değerlendirme oranını %45 şeklinde takdir etmiş ve bu doğrultuda tazminat miktarı belirlemiştir.

Başvurucu, dava konusu taşınmazla aynı bölgede bulunan benzer nitelikteki diğer parsellerin metrekare değerlerinin adli süreçlerde daha yüksek hesaplandığını, mahkemece esas alınan bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, dava aşamalarının uzun sürmesi ve hükmedilen tazminat bedelinin ödeme tarihindeki ekonomik konjonktür nedeniyle enflasyon karşısında ciddi bir aşınmaya maruz kaldığını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

Anayasa Mahkemesinin Hukuki Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruyu iki temel anayasal sorun ekseninde ayrı ayrı tasnif ederek incelemiştir. İlk olarak, kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminat miktarının düşük belirlendiğine yönelik iddialar ele alınmıştır. Mahkeme, mülkiyet hakkının korunması ile birlikte Anayasa’nın 13. ve 46. maddelerinin bütünsellik ilkesi gereği gözetilmesi gerektiğini hatırlatmıştır. AYM yerleşik içtihatlarına atıfla, derece mahkemeleri tarafından yürütülen değer tespiti ve emsal mukayesesi işlemlerinde uzman mahkemelerin geniş bir takdir yetkisi bulunduğunu vurgulamıştır. Hükmedilen tazminat meblağı belirli bir tatmin sağladı ve taşınmazın somut durumuna göre makul seviyede olduğu müddetçe, anayasa yargısının bu teknik takdire müdahale edemeyeceği tescillenmiştir. Başvurucunun emsal gösterdiği adli dosyaların Yargıtay tarafından eksik inceleme veya yüzölçümü uyumsuzluğu gibi gerekçelerle bozulduğu saptandığından, mahkemenin ulaştığı kanaatin keyfî olduğunu gösteren somut bir bulguya rastlanmamıştır. Bu nedenle, miktar yönünden yapılan şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olması sebebiyle kabul edilemez olduğuna hükmedilmiştir.

İkinci olarak, hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasına ilişkin şikayetler anayasal ölçülülük süzgecinden geçirilmiştir. Mahkeme, bu hususta kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının geç ödenmesi ya da yargılama sürecinde eritilmesine yönelik anayasal ilkeleri belirleyen yerleşik içtihat silsilesine atıfta bulunmuştur. AYM, kamulaştırmasız el atma tazminatının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybettirilerek ödenmesinin, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasındaki hassas dengeyi zedelediğini net bir biçimde ortaya koymuştur. Paranın nominal değeri ile reel değeri arasında meydana gelen fahiş açık, başvurucu üzerinde şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Bu durum, müdahalenin orantılılık alt kriteri yönünden zedelenmesine ve mülkiyet hakkının özünün ihlal edilmesine yol açmaktadır.

Sonuç

Anayasa Mahkemesi, taşınmaz bedelinin düşük belirlenmesine ilişkin kısmı kabul edilemez bulurken, tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması yönündeki şikayeti kabul edilebilir addederek Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Karar, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde kamusal makamların paranın satın alma gücünü koruma yükümlülüğünü bir kez daha tahkim etmiştir.

AYM KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA VE ENFLASYON AŞINMASI KARARI
MUSTAFA BAHADIR BAĞYAPAN BAŞVURUSU