17 Haziran 2026

Uluslararası Çocuk İadesi ve Çocuğun Üstün Yararı: AYM Tedbir Kararı

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel
Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

Maddi Olayın Özeti

Başvurucu anne, Hollanda'da ortak hayata son verdikten sonra müşterek çocukları olan 8 ve 9 yaşlarındaki iki kız çocuğunu Türkiye'ye getirmiştir. Bunun üzerine çocukların babası, Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca çocukların mutat meskenleri olan Hollanda'ya iade edilmesi talebiyle dava açmıştır. Yerel mahkeme, çocukların annenin yanında bulunduğu ortama alışmasını ve yaşlarının küçüklüğünü tek başına iadeden kaçınma sebebi saymayarak iade yönünde hüküm kurmuştur. İstinaf süreçlerinin ardından karar kesinleşme aşamasına gelmiştir.

Başvurucu, yerel mahkemece babanın Hollanda'daki yaşam koşullarının, çocukların mutat meskene iadesi hâlinde karşı karşıya kalabilecekleri fiziksel veya psikolojik risklerin yeterince araştırılmadığını; çocukların Türkiye'deki yeni aile ortamına ve yeni doğan kardeşlerine uyum sağladığını ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve iade işleminin geçici olarak durdurulması amacıyla acil tedbir talebinde bulunmuştur.

Anayasa Mahkemesinin Hukuki Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, incelemesinde ilk olarak başvurunun ve çocukların durumunun akut niteliğini gözeterek geçici tedbir mekanizmasını kararlılıkla işletmiştir. 30/4/2025 tarihli tedbir ara kararı, uluslararası çocuk iadesi uyuşmazlıklarında geri dönülemez hak kayıplarının engellenmesi açısından temel bir anayasal koruma işlevi görmüştür. Mahkeme, çocukların Hollanda'ya iade edilmesi durumunda yaşamlarına ya da maddi veya manevi bütünlüklerine yönelik somut bir tehlike bulunup bulunmadığının tespiti için ek bilgi ve belgelere ihtiyaç duyulduğunu saptamıştır. Araştırma süreci tamamlanmadan icra edilecek bir iadenin çocuklar üzerinde telafisi imkânsız sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle, iade kararının infazı esastan karar verilinceye kadar geçici olarak durdurulmuştur. Bu tedbir kararı, yargılama boyunca çocukların mevcut güvenli ortamlarında kalmalarını sağlayan koruyucu bir kalkan vazifesi üstlenmiştir.

Esas yönünden yapılan incelemede ise AYM, müdahaleyi Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkı ve uluslararası çocuk hukukunun temel direği olan çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde denetlemiştir. Dosyadaki uzman raporları, çocukların doğumdan itibaren fiili ve birincil bakımını annenin sağladığını, anne ile aralarında güçlü bir sevgi bağı bulunduğunu, babaya karşı ise mesafeli ve tepkisel yaklaştıklarını net bir şekilde ortaya koymuştur. Ayrıca annenin Türkiye'de yeni bir evlilik yaptığı ve bu evlilikten doğan bebekle birlikte müşterek çocukların "kardeş birliğinin" fiilen sağlandığı saptanmıştır.

AYM, Lahey Sözleşmesi’nin mekanik bir şekilde uygulanamayacağını; çocukların mutat meskene iadesi durumunda ayrılacakları anne ve kardeş bağının yaratacağı psikososyal travmaların derecesinin derece mahkemelerince hiç tartışılmadığına dikkat çekmiştir. Özellikle babanın Hollanda'daki güncel yaşam koşulları ve çocukların orada maruz kalabileceği muhtemel riskler hakkında hiçbir somut araştırma yapılmaması, kamusal makamların özen yükümlülüğüne açıkça aykırı bulunmuştur. Yaş küçüklüğü tek başına iadeyi engellemese de, anneye bağımlı çocukların belirsiz bir ortama gönderilmesinin riskleri, orantılılık ve gereklilik kriterleri ışığında hak ihlali olarak saptanmıştır.

Sonuç

Anayasa Mahkemesi, çocukların üstün yararı ile aile birliği kriterlerinin yerel mahkemece somut olayın koşulları bağlamında ilgili ve yeterli gerekçeyle ele alınmadığına hükmetmiştir. Kamu makamlarının eksik araştırmaya dayalı kararlarının anayasal güvenceleri işlevsiz kıldığı vurgulanarak, başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde düzenlenen aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verilmiştir.

Ş.G. BAŞVURUSU