26 Mart 2026

Tıbbi Malpraktis Davalarında Bilirkişi Raporlarının Tebliği ve Çelişkilerin Giderilmesi Zorunluluğu

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel
Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

Maddi Olayın Özeti

Başvuru; doğum sırasında gerçekleşen bir ölüm vakasında idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddiasıyla açılan tam yargı davasında, mahkemenin davanın sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaları karşılamaması ve hükme esas alınan bilirkişi raporunu taraflara tebliğ etmemesi üzerine yapılmıştır. Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesinde suni sancı verilerek başlatılan normal doğum sürecinde bebeğin kalp ritminin bozulması üzerine sezaryen operasyonuna geçilmiş; ancak bebek mekonyum aspirasyon sendromuna bağlı olarak doğumu takip eden saatlerde vefat etmiştir. İdare mahkemesi, hekimlere kusur atfetmeyen bir bilirkişi raporuna dayanarak tazminat talebini reddetmiş, başvurucular ise raporun kendilerine tebliğ edilmediğini ve mevcut tıbbi görüşler arasındaki çelişkilerin giderilmediğini belirterek ihlal iddiasında bulunmuştur.

Anayasa Mahkemesinin Hukuki Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, incelemesini gerekçeli karar hakkı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılanma ilkeleri üzerinden kurgulamıştır. Mahkemeye göre, bir yargılamanın adil kabul edilebilmesi için tarafların iddiaları ile kararın dayandığı deliller arasında mantıksal bir bağ kurulması ve mahkemenin davanın esasını etkileyen uyuşmazlıklar hakkında yeterli açıklama sunması zorunludur. Somut olayda bu kriterlerin karşılanmadığı saptanmıştır.

Kararda, mülkiyet ve yaşam hakkını da yakından ilgilendiren bu tür teknik davalarda yargısal özenin sınırları şu şekilde çizilmiştir:

  • Çelişkili Bilirkişi Raporları: İlk otopsi raporu ile mahkemenin dayandığı üst kurul raporu arasında ölümün önlenebilirliğine dair uyuşmazlık bulunmasına rağmen, mahkeme bu çelişkiyi gidermek yerine pasif bir tutum takınmıştır.
  • Usuli Güvencelerin İhlali: Hükme doğrudan dayanak teşkil eden teknik raporun başvuruculara tebliğ edilmemesi, "silahların eşitliği" ilkesini zedeleyerek başvurucuları idare karşısında zayıf duruma düşürmüştür.
  • Gerekçe Eksikliği: Danıştay'ın dahi ilgili raporun çelişkili olduğunu saptadığı bir süreçte, idare mahkemesinin raporun neden üstün tutulduğuna veya itirazların neden reddedildiğine dair hiçbir açıklama yapmaması gerekçeli karar hakkını ihlal etmiştir.

Mahkeme, yargı mercilerinin sadece mevcut raporları aktarmakla yetinemeyeceğini, bu raporların birbiriyle tutarlı olup olmadığını denetleme ve şüpheleri giderme yükümlülüğü altında olduğunu hatırlatmıştır:

"Olayda başvurucuların İdarenin sorumluluğuna ilişkin iddiaları yeterli şekilde açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucuların gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır."

Sonuç

Netice itibarıyla Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. İhlalin sonuçlarının giderilmesi ve tıbbi uygulama hatalarının her türlü şüpheden uzak bir şekilde aydınlatılabilmesi için yeniden yargılama yapılmak üzere dosya ilgili İdare Mahkemesine gönderilmiştir. AYM, yeniden yargılama kararının bu aşamada hakkaniyete uygun bir giderim sağlayacağını belirterek tazminat talebini reddetmiştir.

Mustafa Yarar ve Tuğba Yarar Başvurusu