Munzam Zarar ve Anayasa Mahkemesi
Ülkemizde uzun süren yargılamalar ve yüksek enflasyon, birçok durumda dava sonunda hükmedilen meblağın erimesine, hatta ekonomik olarak tamamen anlamsız hale gelmesine neden olmaktadır. Mevcut sistemde dava sonucu ne olursa olsun; borçlu kazanan, alacağı değer kaybeden alacaklı ise kaybeden durumuna düşmektedir.
Munzam Zarar Hesaplama: Paranızın Reel Kaybı
2010 yılından bugüne uzanan bir borç ilişkisinde alacağın uğradığı kayıp, matematiksel bir gerçeklik olarak karşımızdadır. Somut bir örnekle açıklamak gerekirse:
- 2010 yılındaki ana para: 100.000 TL
- 2025 yılında yasal faizle ele geçen: ~258.000 TL
- 2025 yılında enflasyona göre olması gereken (Alım Gücü): ~1.915.000 TL
Görüldüğü üzere, alacaklı yasal faizle borcunu tahsil etse dahi, parasının gerçek değerinin %85'inden fazlasını kaybetmektedir.
TBK 122 ve Yargıtay’ın "İmkân Tanımayan" İçtihadı
Alacaklının, satın alma gücündeki bu devasa erimeyi telafi etmesi için başvuracağı tek çare, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 122. maddesindeki Munzam Zarar düzenlemesidir.
Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, TBK 122 hükmünü anayasaya aykırı bir şekilde yorumlayarak, enflasyon karşısındaki kaybın tek başına "munzam zarar" talebine gerekçe oluşturamayacağını kabul etmektedir. Yargıtay içtihadı, maalesef TBK 122’nin bir tür uyarlama aracı olarak kullanılmasına imkân tanımamaktadır.
Oysaki mukayeseli hukukta, örneğin Alman hukukunda, yüksek enflasyonun yaşandığı 1920’li yıllarda enflasyon karşısındaki erimenin tazmin edilmemesinin iyi niyet kuralına aykırı olduğu ve borçlu ile alacaklı arasındaki dengeyi bozduğu kabul edilmiştir.
AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin Yaklaşımı
Munzam zarar davalarında mülkiyet hakkını merkeze alan yeni bir hukuki süreç başlamıştır:
- AİHM Denizci/Türkiye Kararı (B. No: 57031/12): AİHM, 17/3/2022 tarihli bu kararında, kişilerin TBK 122’de düzenlenen munzam zararın tazmini yolunu kullanmadan doğrudan başvuru yapmasını, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesi ile reddetmiştir.
- AYM Caner Şafak Kararı (8 Temmuz 2025): Bu önemli kararda AYM, TBK 122’nin Yargıtay HGK’nun mevcut kararları nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaline karşı "etkili bir başvuru yolu sunmadığına" hükmetmiştir. AYM, vatandaşların uğradığı zararların telafisi için yasal bir düzenleme gerektiğini belirterek, başvuruların incelenmesini 2026 Mart ayına kadar ertelemiştir.
Neden Munzam Zarar Davası Açılmalıdır?
Eğer 2026 Mart ayına kadar bir düzenleme yapılmazsa, Anayasa Mahkemesi kararları alacağı eriyen alacaklılar lehine sonuçlandırılacaktır. Ancak Anayasa Mahkemesi’ne başvurmak için munzam zarar davasının açılması halen bir zorunluluktur.
- İkincillik İlkesi: Munzam zarar davası açılmadan doğrudan AYM’ye başvurulması halinde, mahkeme "ikincillik" gerekçesiyle başvuruyu kabul edilemez bulabilir.
- AİHM Yolu: AYM kararının ikinci etkisi; munzam zarar yolunun etkili olmadığını kabul ederek, bu yol tüketilmezse bile AİHM’ye başvuru yolunu (belirli şartlarda) açmış olmasıdır.
Stratejik Hukuki Yönetim
Açılacak olan munzam zarar davalarında mülkiyet hakkının korunması talebi temel lokomotif olmalıdır. Süreç; sadece yerel mahkeme davası olarak değil, önce AYM sonrasında AİHM’ye yapılacak başvurular için bir hazırlık aşaması olarak planlanıp yürütülmelidir.