Gerekçesiz 'Ev Hapsi' Tedbiri Hak İhlalidir: Gösteriye Katılan Öğrenci Hakkında AYM Kararı
Anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmak, tek başına bir suçlamanın veya ağır bir koruma tedbirinin gerekçesi olabilir mi? Anayasa Mahkemesi (AYM), yakın tarihli bir kararında, hakkında soruşturma yürütülen kişiler için uygulanan "Konutu Terk Etmeme" (halk arasında bilinen adıyla ev hapsi) tedbirinin sınırlarını ve sulh ceza hakimliklerinin bu kararı verirken uyması gereken anayasal ölçütleri yeniden belirledi. Bu incelemede, bir üniversite öğrencisinin yaşadığı süreci ele alarak; hakkında adli kontrol kararı verilen vatandaşların haklarını ve bireysel başvuru sürecinde hak kaybına neden olan kritik bir tazminat ispatı detayını analiz edeceğiz. Somut olay, bir üniversite öğrencisinin, rektör atamalarını protesto etmek amacıyla düzenlenen bir eyleme katılmasıyla başlamıştır. Kolluk kuvvetlerinin müdahale ettiği eylemden uzaklaşan öğrenci, kamera görüntüleri üzerinden tespit edilerek adli sürece dahil edilmiştir. Cumhuriyet Savcılığı, öğrenciyi "toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılarak ihtara rağmen dağılmamakta ısrar etme" suçlamasıyla Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk etmiştir. Hakimlik, öğrenci hakkında hürriyeti bağlayıcı nitelikte olan şu tedbirlere hükmetmiştir: Öğrencinin, sadece basın açıklamasına katıldığı ve herhangi bir şiddet eylemine karışmadığı yönündeki itirazları reddedilmiş, bunun üzerine süreç Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru yoluyla yüksek mahkemenin önüne gelmiştir. Bireysel başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, yerel mahkemenin verdiği adli kontrol kararında anayasal bir eksiklik tespit etmiştir. Sulh Ceza Hakimliği, kişi hürriyetini kısıtlayan bu ağır tedbiri uygularken şu matbu ifadeyi kullanmıştır: AYM, bu tür genel geçer, şablon ifadeleri hukuka aykırı bulmaktadır. Bir kişi hakkında ev hapsi uygulanacaksa, hakimin kararında şu soruların cevabı somut olgularla yer almalıdır: Somut olayda mahkeme, öğrencinin neden evde tutulması gerektiğini açıklayamadığı, yani tedbirin "meşru amacını" ortaya koyamadığı için; Anayasa Mahkemesi, Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir. Bu kararda, hak arayan vatandaşlar ve hukukçular için usule ilişkin çok önemli bir ders bulunmaktadır. Başvurucu öğrenci haklı bulunmuş ve kendisine yaşadığı manevi elem sebebiyle 40.000 TL manevi tazminat ödenmiştir. Ancak öğrenci, bu süreçte uğradığı okul kaybı, iş kaybı ve diğer masraflar için talep ettiği 50.000 TL maddi tazminatı alamamıştır. Anayasa Mahkemesi bu talebi şu gerekçeyle reddetmiştir: Bireysel başvuruda kural katıdır: Haklı olmanız yetmez, maddi zararınızı (fatura, bordro, dekont vb.) kuruşu kuruşuna belgelemeniz gerekir. Belge yoksa, maddi tazminat hükmü kurulamaz.Gösteriye Katılan Öğrenci Hakkında Verilen "Ev Hapsi" Kararı ve Hak İhlali
1. Protestoya Katılım ve Adli Kontrol Süreci
2. Mahkemenin Hatası: "Gerekçesiz" Tedbir Olmaz
"Üzerine atılı suça ilişkin mevcut delil durumu ve tüm dosya kapsamı gözetilerek..."
3. Kritik Uyarı: Tazminat Hakkınızı Belgelemezseniz Kaybedersiniz
Başvurucu, maddi bir zarara uğradığını iddia etse de, bu zararı ispatlayacak hiçbir bilgi veya belge sunmamıştır.