Özel Avukat Tutulmasına Rağmen Kararın Baro Avukatına Tebliği
Ceza yargılamasında sanığın savunma haklarının korunması, demokratik bir hukuk devletinin temel şartıdır. Anayasa Mahkemesi (AYM), 28 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Ferhat Deniz başvurusu kararında, avukat değişikliği aşamasında yapılan tebligat hatalarının savunma hakkını nasıl felç ettiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koymuştur. Başvurucu, uyuşturucu madde ticareti suçlamasıyla yargılanmış ve Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Yargılama sürecinde başvurucuyu başlangıçta baro tarafından atanan zorunlu müdafi (kamu avukatı) savunmuştur. Ancak karar verildikten hemen sonra, başvurucu kendi iradesiyle seçilmiş müdafi (özel avukat) tutmuş ve bu avukat vekaletnamesini mahkemeye sunmuştur. Hukuki kural gereği, sanık kendi avukatını tuttuğu an baro avukatının görevi sona erer. Ancak mahkeme, davanın en kritik belgesi olan gerekçeli kararı yeni avukata tebliğ etmek yerine, görevi sona ermiş olan baro avukatına tebliğ etmiştir. Bu durum, başvurucunun kendi seçtiği avukatın karara karşı kapsamlı ve teknik bir istinaf (itiraz) dilekçesi hazırlamasını engellemiştir. Anayasa Mahkemesi yaptığı incelemede, savunma hakkının sadece kağıt üzerinde tanınmasının yeterli olmadığını, bu hakkın etkin şekilde kullanılması için gerekli kolaylıkların sağlanması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkemeye göre; Mahkeme, ihlal kararını şu temel gerekçelere dayandırmıştır: Anayasa Mahkemesi, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki savunma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu karar neticesinde: Bu karar, mahkemelerin tebligat süreçlerinde vekaletname sunulup sunulmadığını titizlikle takip etmesi gerektiğini, aksi halde verilen ağır hapis cezalarının dahi anayasal hak ihlali nedeniyle bozulabileceğini göstermektedir.Seçilmiş Müdafi Varken Kararın Zorunlu Müdafiye Tebliği: Anayasa Mahkemesi İhlal Kararı
Olayın Geçmişi: Avukat Değişikliği ve Tebligat Hatası
AYM: Savunma Hakkı Sadece Şekli Bir Hak Değildir
Sanığın savunma için meşru vasıtalardan yararlandırılması gerekir. Bu vasıtalardan en önemlisi müdafi (avukat) yardımıdır. Özel avukatın vekaletnamesi dosyada olmasına rağmen kararın eski avukata tebliğ edilmesi, sanığı savunma hakkı bakımından zayıf duruma düşürmüştür.
Neden İhlal Kararı Verildi?
Sonuç ve Yeniden Yargılama