3 Nisan 2026

Ruhsatsız Yapılaşma ve İdarenin Hareketsizliği Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlali

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel
Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

Maddi Olayın Özeti

Başvurucular, İstanbul Kâğıthâne ilçesinde bulunan Ortabayır Merkez Camisi'ne komşu taşınmazların malikleridir. İmar planında cami olarak ayrılan ve mülkiyeti Hazineye ait olan söz konusu parselde, başvurucuların evlerine bir metreden daha yakın mesafede ruhsatsız bir eklenti inşa edilmiştir. Başvurucular, taşınmazlarının ışık ve hava almasını engelleyen bu yapının 3194 sayılı İmar Kanunu ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu hükümlerine aykırı olduğunu belirterek idareye müracaat etmiştir. Başvurucular, 3194 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca yapı ruhsatiyesi alınmasının mecburi olduğunu ve 32. madde kapsamında ruhsatsız yapıların idarece tespit edilerek mühürlenmesi ve yıktırılması gerektiğini vurgulamışlardır. Belediyenin bu başvuruyu zımnen reddetmesi üzerine açılan iptal davalarında, İstanbul İdare Mahkemeleri idarenin eylemini hukuka aykırı bularak iptal kararı vermiştir. İlk derece mahkemeleri, Belediyenin söz konusu yapının ruhsata tabi olup olmadığını incelemediğini ve gerekli idari yaptırımları uygulamadığını belirterek işlemin iptaline hükmetmiştir. Ancak davalı Belediyenin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi iptal kararlarını kaldırmış ve davaları reddetmiştir. İstinaf mercii, yapının Kâğıthane Müftülüğünün izni ve onayı ile yapıldığını, dolayısıyla idari işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını gerekçe göstermiştir.

Anayasa Mahkemesinin Hukuki Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde incelemiştir. İncelemede başvurucuların mülklerinden doğrudan yoksun bırakılmadığı tespit edilmiş; bu nedenle uyuşmazlık, mülkten barışçıl yararlanma hakkı bağlamında ele alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına atıf yapılarak, Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin, kişileri keyfî müdahalelerden korumak amacıyla iddialarını yetkili makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme güvencesini içerdiği hatırlatılmıştır. AİHM'in Plechanow/Polonya ve Gereksar/Türkiye kararlarında vurgulandığı üzere, özellikle taraflardan birinin devlet olduğu ihtilaflarda, mülk sahibinin esasa ilişkin temel iddia ve itirazlarının yargılama makamlarınca özenle incelenerek karşılanması gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme, mülkiyet hakkının etkin korunmasının yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı olmadığını, ihlalleri önleyici ve zararları düzeltici tedbirler almasını gerektiren pozitif yükümlülükleri de barındırdığını ifade etmiştir. Somut olayda idarenin, ruhsatsız yapılaşma karşısında hareketsiz kaldığı saptanmıştır. Kamu makamlarının yargısal süreçlerde ilgili ve yeterli gerekçe sunma zorunluluğu bulunduğu vurgulanarak, Mahkeme bu durumu şu şekilde ifade etmiştir:

"Bölge İdare Mahkemesinin uyuşmazlığa konu yapının 775 sayılı Kanun kapsamında Hazineye ait olup olmadığı ve yapı için izin bulunup bulunmadığı ile sınırlı bir değerlendirme yaptığı ancak yapının niteliği, izin verilen proje sınırları dâhilinde kalıp kalmadığı veya bu iznin başvuruculara ait komşu taşınmazlara etkisi hakkında bir değerlendirme yapmadığı anlaşılmaktadır."

Kararın temel dayanakları şunlardır:

  • Mülkiyet Hakkının Korunmasında Pozitif Yükümlülükler: Devlet, idari hareketsizlikten doğan mülkiyet ihlallerini önlemekle ve zararları giderici tedbirler almakla yükümlüdür. Belediyenin ilgili kanunlar kapsamındaki denetim yetkilerini kullanmaması, pozitif yükümlülüklerin ihlali sonucunu doğurmuştur.
  • Usule İlişkin Güvenceler ve Gerekçeli Karar Hakkı: Yargısal makamlar, ihtilafı çözerken salt şeklî bir idari iznin varlığıyla yetinemez. İnşa edilen yapının komşu taşınmazların ışık ve hava alma imkanlarına, yani mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına etkisini de incelemek zorundadır. İstinaf merciinin bu incelemeyi eksik bırakan kararı, başvurucuları usuli güvencelerden yoksun bırakmıştır.
  • Adil Denge Kriteri: Kamu makamlarının ve istinaf merciinin ihtilafı eksik değerlendiren tutumları, kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasındaki adil dengeyi başvurucular aleyhine bozmuş ve onlara aşırı bir külfet yüklemiştir.

Sonuç

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının korunmasına dair usule ilişkin güvencelerin ihlal edildiğine ve anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkının ihlali sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir.

İSİM Başvurusu