Silahların Eşitliği İlkesi ve İdari Denetim Kusuru
Maddi Olayın Özeti
Başvurucular İsa ve Pakizer Coşkun'un yaygın gelişimsel bozukluk tanısı bulunan zihinsel engelli oğulları E.C., Millî Eğitim Bakanlığına bağlı faaliyet gösteren özel bir eğitim ve rehabilitasyon merkezinde tedavi ve eğitim görmektedir. Küçük E.C., 14 Haziran 2013 tarihinde ders gördüğü odada tuvalet ihtiyacını karşılamak amacıyla öğretmeninden izin alarak sınıftan ayrılmıştır. Ancak bu sırada rehabilitasyon merkezinde meydana gelen kaza neticesinde, koruyucu korkuluk bulunmayan sınıf penceresinden aşağı düşmüş ve her iki bacağı da kırılarak ağır şekilde yaralanmıştır. Yaşanan bu vahim olay üzerine başvurucular, öncelikle adli yargı merci olan Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde özel rehabilitasyon merkezinin sahibine karşı maddi ve manevi tazminat davası ikame etmişlerdir. Adli yargılamada tanzim edilen bilirkişi raporunda, mağdur çocuğun meslekte kazanma gücünün %21,12 oranında azaldığı; kurum sahibinin gerekli fiziki şartları ve personel istihdamını sağlamadığı için %75, nöbetçi öğretmenin ise engelli bir çocuğu tek başına tuvalete gönderdiği gerekçesiyle %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Söz konusu adli raporda denetim makamı olan Milli Eğitim Bakanlığına yönelik herhangi bir idari kusur tespiti veya sorumluluk değerlendirmesi yapılmamıştır. İlerleyen süreçte adli yargıdaki bu dava, tarafların duruşmaya katılmaması nedeniyle açılmamış sayılmıştır. Paralel olarak başvurucular, idarenin organizasyon, gözetim ve denetim sorumluluğunu yerine getirmediği, yani hizmet kusuru işlediği iddiasıyla Van 3. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmışlardır. Ancak İdare Mahkemesi, idarenin hizmet kusurunu bağımsız bir şekilde incelemek yerine, adli yargı dosyasındaki şahsi kusur dağılımını esas alarak davanın reddine karar vermiştir. Kararın Danıştay tarafından onanması üzerine taraflar hak ihlali iddiasıyla anayasal denetim sürecini başlatmışlardır.
Anayasa Mahkemesinin Hukuki Değerlendirmesi
Anayasa Mahkemesi, başvuruyu Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçası olan silahların eşitliği ilkesi yönünden incelemiştir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir. Somut uyuşmazlıktaki temel düğüm noktası, özel eğitim kurumlarını açma, ruhsatlandırma ve sürekli olarak denetleme yükümlülüğü altındaki Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu denetim görevini hukuka uygun şekilde yerine getirip getirmediği, yani idari hizmetin kötü işleyip işlemediğidir. İdari yargılama usulünün en karakteristik özelliklerinden biri olan resen araştırma ilkesi, mahkemelerin idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunu saptarken delilleri kendiliğinden toplamasını zorunlu kılar. Buna karşın Van 3. İdare Mahkemesi, başvurucuların idarenin kusuruna yönelik iddialarını bizzat araştırmak ve gerekirse idari denetim standartları çerçevesinde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmak yerine son derece pasif bir tutum benimsemiştir. Mahkeme, idarenin taraf dahi olmadığı, bambaşka hukuki sorumluluk kriterlerine göre yürütülen bir adli yargı dosyasındaki kusur raporunu şablon olarak aynen kararına aktarmıştır. AYM mahkememizin bu rolünü şu şekilde netleştirmiştir:
"Anayasa Mahkemesinin görevi, herhangi bir davada bilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek değildir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğü ve esasa etkili olan iddiaların işin mahiyetinin gerektirdiği ölçüde incelenip incelenmediğini ve özellikle ispat külfeti konusunda taraflardan birinin diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma düşürülüp düşürülmediğini denetleme görevi bulunmaktadır."
Başvurucuların yargılama boyunca idari hizmet kusurunun tespiti amacıyla yeni bir bilirkişi raporu alınması yönündeki ısrarlı ve davanın esasına doğrudan etki edecek talepleri gerekçesiz şekilde reddedilmiştir. Bu durum, ispat külfeti altında ezilen vatandaşın, devasa idari mekanizma karşısında tamamen dezavantajlı ve korumasız kalmasına yol açmıştır. AYM, idari mahkemenin bu toptancı ve bağımsız akıl yürütmeden uzak yaklaşımının, başvurucuları usuli imkânlardan mahrum bırakarak silahların eşitliği güvencesini işlevsiz kıldığını tespit etmiştir. Öte yandan makul sürede yargılanma hakkı yönünden, Tazminat Komisyonu başvuru yolu tüketilmediği için kabul edilemezlik kararı verilmiştir.
Sonuç
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların iddialarını ispat etme noktasında hayati öneme haiz imkânlardan yoksun bırakıldığını saptayarak silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. İhlalin hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılması ve adil yargılanma şartlarının yeniden tesisi amacıyla dava dosyasının Van 3. İdare Mahkemesine gönderilmesine, yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine hükmedilmiştir.