Sınır Dışı Kararına Karşı Tedbir

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel | Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

17 Şubat 2026 Okuma Süresi 3 dakika

Ülkeme Gönderilirsem Hayati Tehlikem Var Diyenler İçin Sınır Dışı Kararlarının İptali

Ülkelerini savaştan, siyasi baskılardan veya terör örgütlerinin ölüm tehditlerinden kaçarak terk etmek zorunda kalan kişilerin en büyük korkusu, o tehlikenin kucağına geri gönderilmektir. "Beni ülkeme gönderirseniz öldürürler veya işkence görürüm" şeklindeki haklı feryatların, idari kurumlar ve mahkemeler tarafından çoğu zaman kalıplaşmış gerekçelerle ve detaylı inceleme yapılmadan reddedildiğini sıklıkla görüyoruz. Anayasa Mahkemesi (AYM), kişinin Anayasa'nın 17. maddesine aykırı biçimde kötü muamele görme ihtimali olan bir ülkeye sınır dışı edilemeyeceği konusunda oldukça net bir çizgi çekmektedir. Üstelik bu tür ağır risk barındıran dosyalarda, yargılama devam ederken kişinin apar topar tehlikeli bölgeye gönderilmesini engellemek için son derece istisnai olarak başvurulan "sınır dışı işleminin tedbiren durdurulması" mekanizması da insan hayatını koruyan en önemli kalkanlardan biridir.

Sınır Dışı Kararlarında Mahkemelerin İnceleme Yükümlülüğü ve İspat

Bir kişi, ülkesine döndüğünde hayatının tehlikede olduğunu iddia ediyorsa, mahkemeler o ülkedeki güncel koşulları somut olaya göre değerlendirmek zorundadır. Yabancının sunduğu iddialar ve bu iddialara ilişkin deliller araştırılmadan, sırf idarenin işlemi onanarak karar verilemez. Anayasa Mahkemesi, sınır dışı davalarında ispat yükü ve devletin koruma yükümlülüğüne dair temel kuralları şu şekilde ifade etmiştir:

"Yabancı; sınır dışı edileceği ülkedeki kamu makamlarının etnik kökenleri, dinî inançları, siyasi görüşleri ya da belirli bir gruba mensubiyetleri gibi nedenlerle kişilere sistematik olarak kötü muamelede bulunduklarını iddia ediyor ise uygulamanın varlığı ile risk altında olduğu iddia edilen gruba mensup olduğuna inanılması için ciddi nedenler bulunduğunu ortaya koymalıdır. Geri gönderileceği ülkedeki riskin kamu görevlisi olmayan kişi veya gruplardan kaynaklandığını ileri süren yabancı, hem riskin gerçekliğini hem de söz konusu ülkenin kamu makamlarının bu riski ortadan kaldırmak konusunda yeterli korumayı sağlamakta yetersiz kalacaklarını kanıtlamalıdır. Bununla birlikte yabancı, sınır dışı edileceği ülkede uzun süredir devam eden genel siyasi istikrarsızlık ya da ülkenin tamamına yayılmış iç karışıklık nedeniyle kötü muameleye maruz kalacağını ileri sürmüşse anılan ülkenin genel koşullarının nesnel olarak kötü muamele yasağına aykırılık oluşturmayacağı idari ve yargısal makamlar tarafından ortaya konulmalıdır."

Somut bir olayda, ülkesinde daha önce polis olarak görev yaptığı için terör örgütlerinin hedefi hâline geldiğini, hakkında ölüm fermanı çıkarıldığını belirten bir kişinin sunduğu belgeler yerel mahkemece hiç incelenmemiştir. Anayasa Mahkemesi, yerel mahkemenin yabancının can güvenliğini doğrudan ilgilendiren bu belgelere neden itibar etmediğini açıklamaması üzerine şu tespiti yapmıştır:

"Somut olayda İdare Mahkemesi, sınır dışı etme kararının mevzuata uygun olduğunu değerlendirerek davayı reddetmiş; bununla birlikte başvurucunun ileri sürdüğü risklere ilişkin herhangi bir araştırma yapmamış, başvurucunun iddialarına neden itibar etmediği konusunda gerekçeli bir açıklamada bulunmamıştır. Ayrıca başvurucunun Afganistan'da polis olarak görev yaptığını ve Taliban tarafından hedef alındığını ortaya koyduğunu beyan ettiği belgelerle ilgili herhangi bir değerlendirme yapmamış, belgelerin içeriğini, güvenilirliğini veya başvurucunun iddialarını destekleyip desteklemediğini incelememiştir. Başvurucunun yeni ve ciddi nitelikteki iddiaları ile sunduğu belgeler değerlendirilmeksizin karar verilmesi, başvurucunun kötü muamele riskiyle karşılaşacağı ülkeye gönderilmesine karşı koruma sağlayan etkili usul güvencelerinin sağlanmadığını ortaya koymaktadır."

Bu karar ışığında dikkat edilmesi gerekenler:

  • Somut Delillerin Sunulması: Ölüm veya kötü muamele tehlikesi genel korkulara değil; kişinin mesleği, kökeni veya inancı nedeniyle şahsına yönelmiş gerçek bir riske dayanmalı ve bu durum resmi görev belgesi, tehdit yazısı gibi evraklarla desteklenmelidir.
  • Mahkemelerin Araştırma Görevi: İdare mahkemeleri, idarenin verdiği kararı şeklen onaylayamaz. Sunulan yabancı dildeki belgelerin içeriğini, güvenilirliğini ve o ülkedeki güncel asayiş durumunu titizlikle araştırmakla yükümlüdür.
  • Tedbir Kararının Hayati Rolü: Geri gönderilme durumunda telafisi imkansız sonuçlar doğacaksa, mahkemelerden veya AYM'den sınır dışı edilmenin "tedbiren durdurulması" mutlaka talep edilmelidir.

Sonuç ve Değerlendirme

Sınır dışı iptal davaları, sadece bir idari işlemin evrak üzerinde denetlenmesi değil, doğrudan insan hayatının söz konusu olduğu süreçlerdir. İleri sürülen ciddi iddiaların ve belgelerin idari makamlar ve mahkemelerce görmezden gelinmesi, yaşam hakkının ve kötü muamele yasağının açık ihlalidir. Anayasa Mahkemesi bu uyuşmazlıkta, yaşam hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla dosyanın yerel mahkemeye gönderilerek yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiş ve yargılama sonuçlanıncaya kadar kişinin sınır dışı edilmemesine karar vermiştir. Yaşamsal risk barındıran bu tür dosyalarda hukuki argümanların ve delillerin doğru şekilde sunulması, hayatta kalabilmek adına kritik bir öneme sahiptir.

Muhammad Ashraf Abdullah Başvurusu