Sporcu Ücretlerinde Vergi Tevkifatı
Maddi Olayın Özeti
İtiraz konusu normatif uyuşmazlık, profesyonel sporcuların elde ettikleri ücret gelirleri üzerinden kaynakta kesilen (tevkif edilen) gelir vergilerinin, bu kesintiyi yapmakla ödevli olan vergi sorumluları (spor kulüpleri) tarafından vergi dairesine yatırılmaması durumunda ortaya çıkan mali mükellefiyete ilişkindir. İptali talep edilen yasal düzenleme, vergi sorumlularınca stopaj yoluyla kesilen ancak maliyeye intikal ettirilmeyen bu vergilerin, sporcuların bizzat beyan etmek zorunda oldukları yıllık gelir vergisi beyannamesi üzerinden hesaplanan nihai vergilerden mahsup edilmesini açıkça yasaklamaktaydı.
Somut norm denetimi başvurusunda, ücreti ödeyen kulübün kamusal ödevini yerine getirmeyerek vergi dairesine yatırmadığı tutarların faturasının, vergi üzerinde hiçbir tasarruf ve denetim yetkisi bulunmayan mükellefe (sporcuya) kesildiği ileri sürülmüştür. Bu durumun, mükellefin halihazırda brüt ücretinden kesilmiş olan bir tutarı, mahsup imkanının elinden alınması suretiyle devlete ikinci kez ödemek zorunda kalmasına yol açtığı, dolayısıyla anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkını ve verginin adalet ilkelerini ağır biçimde zedelediği gerekçesiyle kuralın iptali istenmiştir.
Anayasa Mahkemesinin Hukuki Değerlendirmesi
Anayasa Mahkemesi, söz konusu yasal kuralı Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesi, 13. maddesinde yer alan temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması ölçütleri, 35. maddesinde güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı ve 73. maddesinde kurala bağlanan vergilerin kanuniliği esası çerçevesinde denetlemiştir. Yüksek Mahkeme, devletin kamu hizmetlerini finanse edebilmek adına ihtiyaç duyduğu mali kaynakların temini ve vergi tahsilatının güvence altına alınması amacıyla mülkiyet hakkına müdahalede bulunmasının meşru bir kamu yararı amacına dayandığını saptamıştır. Kuralla getirilen şartların belirsizlik içermemesi ve net olması sebebiyle düzenleme şekli kanunilik kriterine uygun bulunmuştur.
Buna karşın müdahalenin anayasal sınırları, Anayasa'nın 13. maddesinde kümülatif bir test olarak öngörülen ölçülülük ilkesi ve bu ilkenin alt başlığı olan orantılılık kriteri kapsamında incelenmiştir. Orantılılık, kamu yararı doğrultusunda bireyin temel hakkına getirilen kısıtlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul ve adil bir dengenin gözetilmesini, vatandaşa katlanılamaz orantısız bir külfet yüklenmemesini zorunlu kılar. Kaynakta vergilendirme rejiminde, mükellef konumundaki ücretlinin veya sporcunun, adına stopaj kesintisi yapan kurumların idari eylemlerini kontrol etme, denetleme ya da engelleme hukuki imkanı bulunmamaktadır. Devlet ise ödenmeyen amme alacaklarını 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un cebrî icra mekanizmaları vasıtasıyla doğrudan doğruya ilgili vergi sorumlusundan takip ve tahsil etme kudretine tam manasıyla sahiptir. Bu yasal takip imkanına rağmen, sorumlunun kusurunun mükellefe ciro edilmesi ve mülkiyet hakkına orantısız müdahalede bulunulması adalet ilkesiyle bağdaşmaz. Yüksek Mahkeme bu yapısal eksikliği şu temel tespitle gerekçelendirmiştir:
"Ücretlerden kaynağında kesilen vergilerin ödenmesinden doğal olarak vergi sorumlularının yükümlü olduğu ve kesinti yapılan vergilere ilişkin olarak vergi mükelleflerinin bu aşamada herhangi bir tasarruf yetkisinin bulunmadığı şüphesizdir... vergi sorumluları tarafından ödenmemesi durumunda vergi mükellefinden tahsil edilmesine imkân tanıyan kuralın kişilere aşırı bir külfet yüklediği ve kuralın orantılılık ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır."
Mahkeme, mali idarenin tahsilat kolaylığı sağlamak adına sorumlunun yerine mükellefi ikame etmesinin, bireyleri devlete karşı duydukları hukuki güven duygusundan mahrum bıraktığını vurgulamıştır. Hakka getirilen bu sınırlamanın, meşru amaca ulaşılması bakımından elverişli ve gerekli araçlar barındırsa dahi, araç ile amaç arasındaki adil dengeyi bozarak mükellef üzerinde öngörülemez bir ekonomik aşınmaya neden olduğu sonucuna varılmıştır.
Sonuç
Anayasa Mahkemesi, vergi sorumlusu tarafından vergi dairesine ödenmeyen stopaj kesintilerinin sporcuların yıllık gelir vergisi beyannamesinden mahsup edilmesini engelleyen kuralın, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerinde düzenlenen mülkiyet hakkının ölçülülük sınırlarına aykırı olduğuna ve İPTALİNE oyçokluğuyla karar vermiştir.