Tehlikeli Faaliyetlerde Devletin Denetim Sorumluluğu ve Yaşam Hakkı
Maddi Olayın Özeti
Başvuru, bir sanayi tesisinde meydana gelen patlama neticesinde yaşanan yaralanma ve buna bağlı olarak yürütülen tazminat davasındaki eksikliklere ilişkindir. Patlama, E. Şirketinin teknik gerekliliklere aykırı olarak oksijen tüplerine doğal gaz doldurması ve bu tüplerin M. Şirketine ait işyerinde kullanımı sırasında gerçekleşmiştir. Yargılama sürecinde alınan raporlar, patlamanın asıl nedeninin bu hatalı dolum olduğunu saptamıştır.
Başvurucu, idari makamların denetim görevini yerine getirmediği iddiasıyla tam yargı davası açmıştır. Ancak İdare Mahkemesi, davanın açılmasından itibaren 6 yıl 4 ay boyunca uyuşmazlığın esasına girmemiş, görevsizlik kararları ve hasım düzeltme işlemleriyle süreci uzatmıştır. Nihayetinde mahkeme, patlamanın üçüncü kişinin kusurundan kaynaklandığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Anayasa Mahkemesinin Hukuki Değerlendirmesi
Anayasa Mahkemesi, incelemesini Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında "tehlikeli faaliyetlere ilişkin pozitif yükümlülükler" üzerinden kurgulamıştır. Mahkeme, devletin sorumluluğunun sadece bir yasal çerçeve oluşturmakla sınırlı olmadığını, bu çerçeveyi etkili bir denetim mekanizmasıyla destekleme yükümlülüğünü vurgulamıştır.
AYM'nin analizinde iki kritik odak noktası bulunmaktadır:
- Denetim ve İlliyet Bağının Sorgulanması: Mahkeme, yerel mahkemenin sadece "patlamanın asıl nedeni üçüncü kişidir" tespitine odaklanmasını yetersiz bulmuştur. Kamu makamlarının mutat denetimlerinde saptanabilecek vahim eksikliklerin (lisanssız dolum, risk planı yokluğu vb.) patlamanın önlenmesindeki veya şiddetinin azaltılmasındaki rolünün araştırılmamış olması "makul özen" kriterine aykırı görülmüştür.
- Yargısal Süreçte Usuli Zafiyetler: Davanın esasına girilmesinin 6 yılı aşkın süre alması ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararına rağmen verilen hatalı görevsizlik kararları, devletin "makul derecede ivedilik" yükümlülüğünün ihlali olarak nitelendirilmiştir.
"Mahiyeti ve insan yaşamı bakımından ortaya çıkardığı risk düzeyi nedeniyle tehlikeli olarak kabul edilebilecek faaliyetlere özgü... denetimi düzenleyen ve hayatı tehlikeye girebilecek bireylerin etkili bir şekilde korunmasını sağlayan pratik önlemlerin alınması zorunludur."
Sonuç
Anayasa Mahkemesi, tehlikeli bir sınai faaliyetin icrası sırasında meydana gelen olayda, yargısal sistemin benzer hadiselerin önlenmesi adına makul bir ivedilik ve özenle hareket etmediği sonucuna varmıştır. Bu doğrultuda, başvurucunun yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verilmiştir.