Polis Tutanağı Kesin Delil Değildir: Trafik Cezalarında 'Silahların Eşitliği'

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel | Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

15 Ocak 2026 Okuma Süresi 2 dakika

Polis Tutanağının Hukuki Niteliği ve İspat Gücü: AYM'den "Silahların Eşitliği" Vurgusu

İdari yaptırımlar ve özellikle trafik cezaları söz konusu olduğunda, kamu görevlileri tarafından düzenlenen tutanakların hukuki statüsü sıklıkla tartışma konusu olmaktadır. Uygulamada, sulh ceza hakimliklerinin "resmi tutanağın aksi ispatlanana kadar geçerli olduğu" karinesine (varsayımına) dayanarak, vatandaşın sunduğu karşı delilleri incelemeksizin itirazları reddettiği görülmektedir. Ancak Anayasa Mahkemesi, bu yaklaşımın Adil Yargılanma Hakkı kapsamında değerlendirilen "Silahların Eşitliği" ilkesine aykırı olduğuna hükmetmiştir.

Yargıya Taşınan Olayın Arka Planı

Konu, İzmir'de yaşanan somut bir olay üzerinden yüksek mahkeme gündemine taşınmıştır. Başvurucu, aracını durdurup ATM işlemi yapmak üzere araçtan indiği esnada trafik ekiplerinin denetimine tabi tutulmuştur. Sürücü olmadığını, yalnızca yolcu olduğunu ve araç kullanmadığını beyan etmesine rağmen; alkolmetreyi üflemediği gerekçesiyle hakkında tutanak tutulmuş, idari para cezası uygulanmış ve sürücü belgesine el konulmuştur.

Vatandaş, yargı sürecinde (Sulh Ceza Hakimliği) iddiasını ispatlamak adına şu somut delilleri sunmuştur:

  • Olay anında araçta bulunan diğer kişilerin tanık beyanları,
  • Bölgedeki MOBESE ve ATM güvenlik kamerası kayıtları.

Ancak yerel mahkeme, bu delilleri incelemeye gerek görmemiş ve "Resmi görevlilerce düzenlenen tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir" gerekçesiyle itirazı reddetmiştir.

Resmi Tutanakların İspat Gücü ve "Silahların Eşitliği" İlkesi

Hukuk devletinde temel sorun, devletin beyanı ile bireyin beyanı arasındaki dengedir. İdare hukuku pratiğinde, kamu görevlilerinin tuttuğu tutanakların doğruluğuna dair bir karine (hukuki varsayım) bulunur. Ancak bu varsayım, mutlak ve çürütülemez değildir.

Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihadına göre; mahkemenin vatandaşın sunduğu "kamera kaydı" veya "tanık" gibi esaslı delilleri tartışmadan reddetmesi, bireyi devlet karşısında dezavantajlı duruma düşürür. Bu durum, yargılamanın sonucunu etkileyecek iddiaların karşılanmaması anlamına gelir.

"Kamu görevlilerinin tutanaklarına güvenilmesi hukukun bilinen bir ilkesidir. Ancak; vatandaş bu tutanağın aksini ispatlamak için ciddi iddialar ve deliller sunuyorsa, mahkeme bunları görmezden gelemez. Mahkeme, vatandaşın sunduğu delilleri incelemeli, araştırmalı ve neden bu delillere itibar etmediğini gerekçesiyle açıklamalıdır."
— Anayasa Mahkemesi Değerlendirmesi

Kısaca;

Yüksek Mahkeme'nin bu kararı, idari para cezalarına itiraz süreçlerinde ispat yükü (kanıtlama zorunluluğu) açısından yeni bir standart belirlemektedir:

  1. Tutanak Kutsal Değildir: Polis veya jandarma tutanağı tek başına kesin hüküm ifade etmez.
  2. Delil Serbestisi: Vatandaş, iddiasını kamera kaydı, fotoğraf, tanık veya HTS kayıtları gibi her türlü yasal delille destekleme hakkına sahiptir.
  3. Gerekçeli Karar Hakkı: Mahkemeler, "tutanak var" diyerek kestirip atamaz; sunulan karşı delilleri neden kabul etmediğini hukuki olarak açıklamak zorundadır.

Sonuç olarak; bireylerin haksız olduğuna inandıkları idari yaptırımlara karşı, ellerindeki somut verilerle hukuk yoluna başvurmaları, hukuk devletinin işlerliği ve içtihat gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır.

Halil Palalı Başvurusu