İcap Nöbeti Ücreti Çıkmazı ve Anayasa Mahkemesi Kararları
Üniversite hastanelerinde (Tıp Fakülteleri) öğretim elemanı kadrosuyla çalışan ancak fiilen uzman doktor olarak sağlık hizmeti sunan hekimlerin en önemli özlük hakkı sorunlarından biri, tuttukları icap nöbetlerinin karşılığını alamamalarıdır.
Uzun yıllardır süregelen bu haksızlık, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) mülkiyet hakkı ve ayrımcılık yasağı çerçevesinde verdiği ihlal kararlarıyla yeni bir hukuki boyuta taşınmıştır.
İdare Mahkemeleri Neden Reddediyordu?
Geleneksel uygulamada idare mahkemeleri, üniversite hastanelerinde çalışan uzman doktorların 657 sayılı Kanun’un ek 33. maddesindeki "ödemeye hak kazanan personel" listesinde açıkça yer almamasını gerekçe göstererek açılan davaları reddetmekteydi. Ancak bu yaklaşım, statüden ziyade yapılan işin niteliğini göz ardı eden şekilci bir yorumdan ibaretti.
AYM Emsal Kararları: Statü Değil, İş Esastır
Anayasa Mahkemesi, Ali Akay (B. No: 2017/33784) ve Tevfik İlker Akçam (B. No: 2018/9074) başvurularında, konuyu Anayasa Hukuku’nun temel ilkeleri ışığında inceleyerek ezber bozan bir içtihat geliştirmiştir.
Yüksek Mahkeme'nin değerlendirmesi şu iki temel üzerine kuruludur:
- Mülkiyet Hakkı İhlali: Emeğin karşılığı olan ücret, Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında bir "mülk"tür. Hak edilen nöbet ücretinin ödenmemesi bu hakka müdahaledir.
- Ayrımcılık Yasağı: Sağlık Bakanlığı hastanelerinde aynı işi yapan uzman doktorlara icap nöbeti ücreti ödenirken, üniversite hastanesindeki doktora "öğretim görevlisi" kadrosunda olduğu gerekçesiyle ödeme yapılmaması, objektif ve makul bir sebebe dayanmayan farklı muameledir.
Güncel Hukuki Durum ve Yargı Süreci
Bu kararların ardından, Bölge İdare Mahkemeleri ve ilk derece mahkemeleri içtihatlarını AYM kararları doğrultusunda değiştirmeye başlamıştır. İzlenmesi gereken yol haritası şu şekildedir:
- İdari Başvuru: İlgili üniversite rektörlüğüne başvurularak geçmişe dönük (zamanaşımı süreleri gözetilerek) icap nöbeti ücretlerinin ödenmesi talep edilmelidir.
- İdari Dava Süreci: Başvurunun reddi halinde, idare mahkemelerinde iptal ve tam yargı davası açılmalıdır. Bu aşamada davanın, sadece teknik mevzuat üzerinden değil, Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararları ve Anayasal ilkeler üzerinden kurgulanması başarının anahtarıdır.
Her dava dosyası kendi içinde özel detaylar barındırsa da, Anayasa Mahkemesi'nin belirlediği çerçeve net: Eşit işe eşit ücret. Üniversite hastanelerindeki uzman doktorların yıllardır süregelen bu hak kaybının telafisi, artık bir takdir yetkisi değil, Anayasal bir zorunluluktur.