Vazife Malullüğü ve Bünyesel Hastalık: Bilirkişi Şartı

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel | Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

13 Şubat 2026 Okuma Süresi 2 dakika

Vazife Malullüğünde İspat Yükü: Hastalığın Görevden Kaynaklandığına Kim Karar Verecek?

Güvenlik güçlerimiz veya kamu görevlilerimiz, göreve başlarken "sağlam" raporu almalarına rağmen, görev süresi içinde veya zorlu görev koşulları (örneğin Afganistan gibi çatışma bölgeleri) sonrasında ciddi rahatsızlıklarla karşılaşabilmektedir. Vatandaşlarımız bu hastalıkların görevin getirdiği ağır stres ve fiziksel koşullardan kaynaklandığını düşünebilir. Ancak İdare ve Mahkemeler, bu rahatsızlıkların "bünyesel" (genetik veya doğuştan gelen) olduğunu iddia ederek vazife malullüğü taleplerini reddetme eğilimindedir. Peki, bir hastalığın görevden mi yoksa bünyeden mi kaynaklandığına hakimler kendi bilgileriyle karar verebilir mi?

Tıbbi Rapor Olmadan Karar Verilmesi "Silahların Eşitliği" İlkesine Aykırıdır

Anayasa Mahkemesi'nin incelediğimiz güncel kararında; Afganistan'da görev yaparken epilepsi (sara) nöbetleri geçiren ve bu sebeple TSK'da görev yapamaz kararı verilen bir uzman çavuşun durumu ele alınmıştır. Yerel mahkeme vazife malullüğünü kabul etmiş olsa da, Bölge İdare Mahkemesi (İstinaf), hastalığın bünyesel olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Ancak burada kritik nokta, mahkemenin bu kararı verirken tam teşekküllü bir hastaneden veya bilirkişiden "hastalığın nedenine dair" bir rapor almamış olmasıdır.

Anayasa Mahkemesi, vatandaşın "hastalığım görevim yüzünden oldu" iddiasının, tıbbi bir uzmanlık gerektirdiğini ve hakimin tıp bilgisiyle bu konuda hüküm kuramayacağını belirtmiştir. Mahkeme, bilirkişi raporu alınmamasını vatandaşı devlet karşısında güçsüz bırakan bir hata olarak görmüş ve şu tespitte bulunmuştur:

"Dolayısıyla tıbbi rapor olmadan başvurucunun iddiasını ispatlamasının mümkün olmayacağı dikkate alındığında başvurucunun iddiasını ispatlamada hayati öneme sahip olan bilirkişi raporu aldırma talebinin dikkate alınmadan dosyadaki mevcut raporlar çerçevesinde uyuşmazlığın sonuçlandırılmasının başvurucunun davalı İdareye nazaran zayıf bir konuma düşürülmesine yol açtığı ve bu durumun silahların eşitliği ilkesiyle çeliştiği sonucuna ulaşılmıştır."

Bu karar ışığında, vazife malullüğü davalarında dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

  • Bilirkişi Zorunluluğu: Hakim, tıbbi bilgi gerektiren konularda (hastalığın sebebi gibi) kişisel kanaatiyle değil, uzman doktor raporuyla hareket etmelidir.
  • İspat Hakkı: Vatandaşın hastalığının görev şartlarından kaynaklandığını ispatlaması için kendisine rapor alma imkanı tanınmalıdır. Bu imkanın tanınmaması adil yargılanma hakkının ihlalidir.
  • Bünyesel Hastalık İddiası: İdarenin "hastalık genetiktir" savunması, ancak tıbbi verilerle doğrulanırsa hükme esas alınabilir. Varsayımlarla karar verilemez.

Sonuç ve Değerlendirme

Anayasa Mahkemesi, söz konusu olayda bilirkişi incelemesi yapılmadan davanın reddedilmesini hak ihlali saymıştır. Ancak Mahkeme, doğrudan tazminata hükmetmek yerine, ihlalin giderilmesi için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir. Bu aşamada yapılması gereken; mahkemenin uzman bir sağlık kurulundan hastalığın "görevin sebep ve tesiriyle" oluşup oluşmadığına dair net bir rapor alması ve kararını bu rapora dayandırmasıdır.

Yusuf Ergen Başvurusu