Yargıtay'ın Kısa Sürede Görüş Değiştirmesi Hak İhlalidir

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel | Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

21 Ocak 2026 Okuma Süresi 3 dakika

Hukuk devletinde vatandaşlar, mahkemelerin vereceği kararları az çok öngörebilmek ister. Kuralların maç oynanırken değişmesi veya mahkemelerin bir gün ak dediğine ertesi gün kara demesi, adalete olan güveni zedeler. Özellikle Yargıtay gibi yüksek mahkemelerin, geçerli bir neden sunmadan kısa süre içinde içtihat (görüş) değiştirmesi ve sonra tekrar eski görüşüne dönmesi, arada kalan vatandaşlar için büyük bir mağduriyet kaynağıdır.

Bu yazımızda, ambalaj sektöründe çalışan işçilerin yıpranma payı (itibari hizmet süresi) talepleriyle ilgili yaşanan bir süreç üzerinden, mahkemelerin tutarsız kararlarına karşı Anayasa Mahkemesi'nin yaklaşımını inceleyeceğiz.

Olay: Ambalaj İşçilerinin Yıpranma Payı Mücadelesi

Başvurucular, ambalaj ve basım sektöründe çalışan işçilerdir. Yaptıkları işin ağır ve tehlikeli olması (gaz, gürültü, zehirleyici madde vb.) nedeniyle, Sosyal Güvenlik Kurumu'na karşı dava açarak erken emeklilik hakkı sağlayan itibari hizmet süresi (yıpranma payı) talep etmişlerdir.

Yerel mahkemeler ve Bölge Adliye Mahkemeleri (İstinaf), işçileri haklı bulmuştur. Mahkemeler, işçilerin çalıştığı ortamın kanunda sayılan tehlikeli işler sınıfına girdiğini tespit ederek davanın kabulüne karar vermiştir. Buraya kadar süreç işçilerin lehine işlemiştir.

Sorun: Yargıtay'ın Ani ve Gerekçesiz Görüş Değişikliği

Dosya Yargıtay'a taşındığında beklenmedik bir durum yaşanmıştır. Yargıtay ilgili dairesi, daha önce ambalaj sektörünü de kapsayan yıpranma payı hakkını, bu dosyada aniden daraltan bir yorum yapmıştır.

Yargıtay, kanunda açıkça yazmamasına rağmen, yıpranma payı alabilmek için işyerinde sadece basım yapılmasının yetmeyeceğini, aynı zamanda gazete veya dergi (mevkute) basılması gerektiğini öne sürmüştür. Yani; "Ambalaj basıyorsan yıpranma payı yok, gazete basıyorsan var" şeklinde yeni ve o güne kadar uygulanmayan bir şart getirmiştir.

Bu yeni yorum nedeniyle, yerel mahkemede davayı kazanan işçilerin kararları bozulmuş ve davaları reddedilmiştir.

Ancak asıl hukuksuzluk bundan sonra ortaya çıkmıştır: Yargıtay Genel Kurulu, bu karardan sadece bir ay sonra toplanmış ve "Hayır, gazete basma şartı yoktur, ambalaj işçisi de bu haktan yararlanır" diyerek tekrar eski görüşüne dönmüştür.

Ne yazık ki, bu bir aylık arada dosyası karara bağlanan başvurucular, Yargıtay'ın o anlık ve hatalı görüşüne denk geldikleri için haklarını kaybetmişlerdir. Yani aynı işi yapan iki işçiden biri, dosyası bir ay önce veya bir ay sonra görüşüldüğü için hakkını alırken, bu başvurucular Yargıtay'ın kısa süreli fikir değişikliği nedeniyle mağdur olmuştur.

Anayasa Mahkemesi Ne Karar Verdi?

Mağdur olan işçilerin bireysel başvurusunu inceleyen Anayasa Mahkemesi, vatandaş lehine çok önemli tespitlerde bulunmuştur.

Yüksek Mahkeme özetle şunları belirtmiştir:

  • Hukuki Belirlilik İlkesi: Yargı kararlarındaki değişiklikler doğal olabilir ancak mahkemeler benzer davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeden farklı sonuçlara ulaşmamalıdır.
  • Tutarsızlık Güveni Sarsar: Bir dosya A dairesine gidince kabul, B dairesine gidince ret kararı çıkıyorsa veya mahkeme görüşünü bir ay içinde değiştirip tekrar eski haline dönüyorsa, bu durum hukuki öngörülebilirliği yok eder.
  • Gerekçesiz Değişiklik Olamaz: Yargıtay, getirdiği gazete basma şartını neden getirdiğini ve bir ay sonra neden bu şarttan vazgeçtiğini tatmin edici şekilde açıklayamamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucular için öngörülemez nitelikte olan bu uygulama nedeniyle Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine karar vermiş ve mağduriyetin giderilmesi için Yeniden Yargılama yapılmasına hükmetmiştir.

Özetle

Bu karar, sadece ambalaj işçilerini değil, yargılaması devam eden herkesi ilgilendiren genel bir ilkeyi ortaya koymaktadır. Eğer davanızda Yüksek Mahkeme yerleşik uygulamasından aniden vazgeçmiş, bu değişikliği makul bir gerekçeye dayandıramamış ve kısa süre sonra tekrar eski görüşüne dönmüşse, burada adil yargılanma hakkının ihlali söz konusudur.

Vatandaşların yargı sistemine güven duyması, kuralların keyfi olarak değiştirilmemesine bağlıdır. Sizin de benzer şekilde, mahkemelerin tutarsız ve öngörülemez kararları nedeniyle hak kaybına uğradığınızı düşünüyorsanız, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu etkili bir çözüm olabilir.

Bayram Gökdağ Başvurusu