15 Eylül 2026

Polis Müşteri Gibi Davranıp Suçun İşlenmesini Teşvik Ederse Bu Delillerle Mahkûmiyet Kurulabilir mi?

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel
Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

Ahlak büro polisleri, fuhşa aracılık yapıldığı duyumu üzerine müşteri gibi davranarak bir kişiyle telefonda anlaştı. Polisler para verdi, iki kadın geldikten sonra dört kadın daha istedi. Kadınları buluşma yerine gönderdiği kabul edilen başvurucu, mağdur sayısınca altı ayrı mahkûmiyet aldı. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, polislerin suçu yalnızca izlemeyip işlenmesinde aktif rol oynadığını ve mahkemelerin bu şikâyeti tartışmadığını tespit ederek hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

Olay Ne?

Ankara Emniyet Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği görevlileri, bir kişinin fuhşa aracılık yaptığı duyumu üzerine bu kişiyi müşteri gibi aradı ve iki kadın için ücret karşılığında anlaşma sağladı. Bu kişi şehir dışında olduğunu, Ankara'daki başvurucunun polislerle iletişime geçeceğini ve kadınları getireceğini söyledi.

Kolluk tutanağına göre başvurucu daha sonra polisleri aradı ve iki kadın otel önüne geldi. Polisler anlaşılan ücreti kadınlara verdi. Ardından ilk kişiyi yeniden arayarak başka kadın bulup bulamayacağını sordu; bu kişi dört kadın daha gönderileceğini söyledi. Önce iki kadın, sonra başvurucu ve iki kadın daha otele geldi. Bu aşamada polisler kimliklerini göstererek verdikleri parayı geri aldı ve soruşturma başlatıldı. Cumhuriyet savcısı olaydan sonra arandı ve talimatı alındı.

Başvurucu suçlamayı kabul etmedi; otelde bir eğlence düzenlendiği söylenerek davet edildiğini ve bu yüzden oraya gittiğini anlattı. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi, kolluk görevlilerinin olay sırasındaki tespitlerini ve tanık olarak dinlenen polislerin beyanlarını esas alarak başvurucunun fuhşa aracılık suçunu işlediğine karar verdi. Mağdur sayısınca altı kez 2 yıl hapis ve 600 TL adli para cezasına hükmedildi; hükmün açıklanması geri bırakıldı.

Başvurucunun beş yıllık denetim süresinde kasıtlı suç işlediği ihbarı üzerine dosya yeniden ele alındı ve 11/6/2019 tarihinde hükümler açıklandı. Başvurucu istinafta, kamu görevlilerinin hukuka aykırı şekilde gizli soruşturmacı gibi hareket ettiğini ileri sürdü. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi 26/10/2021 tarihinde istinaf başvurusunu esastan reddetti.

Anayasa Mahkemesi Bu Olaya Nasıl Baktı?

Anayasa Mahkemesi önce iki noktayı tespit etti: Mahkûmiyette kolluk görevlilerinin ulaştığı bilgi ve beyanlar önemli ağırlıkta delil olarak kullanılmıştı. Başvurucu da kışkırtma ve tuzak kurma şikâyetini soyut değil, somut olarak dile getirmişti. Bu nedenle önce polislerin davranışının incelenmesi gerekiyordu.

Polisler edilgen kalmış mıydı? Anayasa Mahkemesine göre hayır. Başvurucu, birlikte yargılandığı kişinin suç ortağı konumundaydı; polislerle ilk temas kuran kişi değildi, ancak kadınları buluşma yerine göndererek eyleme dâhil olmuştu. Polisler ise suçu yalnızca izlemekle kalmamış; kadın bulunmasına yönelik konuşmalar yapıp para vererek suçun işlenmesini teşvik etmişti.

“...başvurucunun iki kadın bulmasından sonra kolluk görevlilerinin aktif tutum sergileyerek başvurucudan dört kadın daha istemeleri soruşturmadaki rollerinin pasif olmadığını ortaya koyma dışında mağdur sayısının artmasına bağlı olarak başvurucuya verilen ceza miktarının da artmasına yol açmıştır.”

Mahkemeler bu sorunu ele almış mıydı? Anayasa Mahkemesi bu soruya da olumsuz cevap verdi. Polisler soruşturma işlemini talimat olmaksızın kendiliğinden yürütmüştü. Görevlilerin gizli soruşturmacı olup olmadığı yargı mercilerince belirlenmemişti. Gizli soruşturmacı kabul edilseler bile böyle bir görevlendirme ancak hâkim kararıyla yapılabilirdi; olayda hâkim kararı yoktu.

Başvurucu bu itirazı istinafta da açıkça dile getirmişti. Ancak istinaf dairesi, polislerin kışkırtıcı gibi davranıp davranmadığını ve elde edilen delillerin hukuka uygun olup olmadığını tartışmadan başvuruyu reddetmişti. Anayasa Mahkemesi, suçla mücadelenin önemini ve güçlüklerini kabul etmekle birlikte, bu koşullarda başvurucunun hakkaniyete uygun bir yargılamadan yoksun bırakıldığı sonucuna vardı.

Sonuç Ne Oldu?

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 16/12/2025 tarihinde;

  • Başvurunun niteliği gereği başvurucunun kimliğinin kamuya açık belgelerde resen gizli tutulmasına,
  • Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine (iki üyenin karşıoyuyla, oyçokluğuyla),
  • Adil yargılanma hakkının diğer güvencelerine ilişkin iddiaların ayrıca incelenmesine gerek olmadığına (oybirliğiyle),
  • Kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine,
  • 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine ve tazminat talebinin reddine karar verdi.

Anayasa Mahkemesi kararında, ihlal kararının beraat veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmediğini; delilleri değerlendirme yetkisinin yeniden yargılamayı yapacak mahkemeye ait olduğunu belirtti.

Benzer Durumdaysanız Bu Karardan Ne Öğrenebilirsiniz?

  • Polisin rolü sorgulanabilir: Bu olayda polislerin para vermesi ve daha fazla kadın istemesi, suçu izlemenin ötesine geçen aktif bir rol olarak değerlendirildi.
  • Şikâyetin somut olması önemli: Anayasa Mahkemesi incelemeye, başvurucunun kışkırtma şikâyetini soyut ifadelerle değil somut olarak dile getirdiğini tespit ederek başladı.
  • Görevlinin statüsü ve hâkim kararı: Polislerin gizli soruşturmacı olup olmadığının belirlenmemesi ve hâkim kararının bulunmaması, mahkemelerin tartışmadığı eksiklikler olarak öne çıktı.
Anayasa Mahkemesi Kararı (B. No: 2021/50710, 16/12/2025)