15 Eylül 2026

Taşımacılık Yetki Belgesinin İptali Kanunda Değil Yönetmelikte Düzenlenmişse Bu Yaptırım Uygulanabilir mi?

Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel
Av. Doç. Dr. İsmail Yüksel Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

Minibüsle yolcu taşıyan bir şirketin aracına, yetki belgesinin kapsamı dışında taşımacılık yapıldığı gerekçesiyle idari para cezası ve elli uyarma verildi. Aynı yıl içinde beşinci uyarmaya ulaşıldığı için aracın kayıtlı olduğu D2 yetki belgesi iptal edildi ve şirket altı ay boyunca bu işi yapamaz hâle geldi. Oysa belge iptali yaptırımının dayanağı kanun değil, bir yönetmelikti. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verdi.

Olay Ne?

Başvurucu şirket, önceden bir hat, güzergâh, zaman ve ücret tarifesi belirlenmeksizin yapılan düzensiz ve grup yolcu taşımacılığını ticari olarak yapabilmesini sağlayan D2 yetki belgesine sahipti.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı İstanbul I. Bölge Müdürlüğü denetim görevlileri, Silivri'de yaptıkları denetimde şirketin D2 belgesine kayıtlı minibüsüyle belge kapsamı dışında (ücretlerin ayrı ayrı ödendiği, planlı olmayan ve bireysel) yolcu taşındığını tespit ederek 20/10/2020 tarihinde tutanak düzenledi. Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin 30. maddesinin (4) numaralı fıkrasına dayanılarak şirkete idari para cezasıyla birlikte elli uyarma verildi. Şirketin bir takvim yılı içinde aynı ihlal nedeniyle beş kez uyarma aldığı gerekçesiyle de aracın kayıtlı olduğu D2 yetki belgesi 4/11/2020 tarihinde resen iptal edildi.

Şirketin açtığı iptal davasında idare, denetimde minibüste birbirini tanımadığını söyleyen dört yolcu bulunduğunu savundu. İstanbul 6. İdare Mahkemesi 26/2/2021 tarihinde davayı reddetti. Şirket istinafta, uyarma yaptırımının 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nda düzenlenmediğini, ilk kez yönetmelikle getirildiğini ve bunun suçta ve cezada kanunilik ilkesiyle bağdaşmadığını ileri sürdü. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi 7/12/2021 tarihinde istinaf başvurusunu kesin olarak reddetti.

Anayasa Mahkemesi Bu Olaya Nasıl Baktı?

Bu yaptırım “ceza” mıydı? Anayasa Mahkemesi önce bu soruyu cevapladı. Belge kapsamı dışında yolcu taşımak hukukumuzda suç olarak düzenlenmemişti. Ancak taşıma belgesinin geri alınmasıyla şirket, ticari faaliyet olarak yürüttüğü yolcu taşımacılığından altı ay süreyle mahrum kalmıştı. Anayasa Mahkemesi, şirketin faaliyet konusunu ve bu süreyi dikkate alarak yaptırımın caydırıcı ve cezalandırıcı nitelik taşıdığını, dolayısıyla uyuşmazlığın suç isnadına ilişkin olduğunu ve Anayasa'nın 38. maddesinin uygulanabileceğini kabul etti.

Yaptırımın çerçevesi kanunda çizilmiş miydi? Anayasa Mahkemesi 4925 sayılı Kanun'u inceledi. Kanun'un 26. maddesi, yetki belgesi almadan veya belge kapsamına uygun olmayan faaliyette bulunanlara idari para cezası verileceğini açıkça düzenliyordu. Buna karşın Kanun'un 34. maddesi, belgelerin geri alınması ve uygulanacak idari müeyyidelerin sonradan çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceğini söylemekle yetiniyordu.

“...taşıma belgesinin hangi idari kurala aykırı hareket sonucunda geri alınacağı düzenlenmemiş olup kurala bağlanan geri almanın doğrudan bir yaptırım olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır.”

Başka bir deyişle belge iptali yaptırımının hangi eylemin sonucu olarak uygulanabileceğinin çerçevesi kanun metninde çizilmemişti. İhlal tespit tutanağında ve idari yaptırım kararında dayanak olarak da yalnızca Yönetmelik'in 30. maddesinin (4) numaralı fıkrası gösterilmişti. Anayasa Mahkemesi, çerçevesi kanunla çizilmemiş, yönetmelik hükmüne dayanan bu yaptırımın suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiği sonucuna vardı.

Sonuç Ne Oldu?

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 24/2/2026 tarihinde;

  • Şirketin adli yardım talebinin kabulüne,
  • Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine (iki üyenin karşıoyuyla, oyçokluğuyla),
  • Diğer ihlal iddialarının ayrıca incelenmesine gerek olmadığına (oybirliğiyle),
  • Kararın bir örneğinin, ihlalin sonuçlarının giderilmesi ve Anayasa'ya aykırı bulunan kanun hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulup başvurulmayacağının takdiri için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 6. İdare Mahkemesine gönderilmesine (dört üyenin karşıoyuyla, oyçokluğuyla),
  • Kararın bir örneğinin bilgi ve takdiri için Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirilmesine (dört üyenin karşıoyuyla, oyçokluğuyla),
  • Şirketin 35.000 TL maddi ve 300.000 TL manevi tazminat talebinin reddine,
  • 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verdi.

Anayasa Mahkemesi ihlalin, uygulanan kurallardan değil kanunun kendisinden kaynaklandığını tespit etti. Bu nedenle hem benzer ihlallerin önlenmesi için yasama organının bilgilendirilmesini hem de yeniden yargılamayı yapacak mahkemenin, ilgili kanun hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurabileceğini dikkate alarak dosyanın mahkemeye gönderilmesini uygun gördü.

Benzer Durumdaysanız Bu Karardan Ne Öğrenebilirsiniz?

  • Belge iptali ağır bir yaptırım sayıldı: Anayasa Mahkemesi, işten altı ay mahrum kalmaya yol açan belge iptalini ceza niteliğinde kabul etti.
  • Dayanağın kanun olup olmadığına bakın: Bu olayda para cezası kanunda açıkça düzenlenmişti; ancak belge iptalinin hangi eyleme bağlanacağı yalnızca yönetmelikte yer alıyordu.
  • İtiraz açıkça dile getirilmişti: Şirket, yaptırımın kanunda değil yönetmelikte düzenlendiği itirazını istinaf aşamasında açıkça ileri sürmüştü.
Anayasa Mahkemesi Kararı (B. No: 2022/6576, 24/2/2026)