İhale Yasağı Mahkemece İptal Edildi: Gelir Kaydedilen Teminatın Bedeli Ödenmek Zorunda mı?
Bir şirket hakkında Millî Savunma Bakanlığı tarafından verilen bir yıllık ihale yasağı, idare mahkemesince iptal edildi ve bu karar kesinleşti. Şirket, yasak nedeniyle gelir kaydedilen 10.210,62 TL tutarındaki teminatın ödenmesi için dava açtı. İlk derece mahkemesi davayı kabul etti, ancak bölge idare mahkemesi “bu iki işlem birbirinden farklıdır” diyerek davayı reddetti. Anayasa Mahkemesi, iptal edilen bir işlemin sonuçlarının giderilmemesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğine karar verdi.
Olay Ne?
Millî Savunma Bakanlığı 9/10/2012 tarihinde başvurucu şirket hakkında 1 yıl süreyle ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verdi. Bu kararın gerekçesi, şirketin Türkiye temsilcisi ve müdürü hakkında resmî belgede sahtecilik ve edimin ifasına fesat karıştırma suçlarından kamu davası açılmış olmasıydı.
Şirketin açtığı iptal davasında Ankara 1. İdare Mahkemesi 17/4/2014 tarihinde yasaklama kararını iptal etti. Mahkeme, 6359 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonra ihaleden yasaklama kararının kanunda sayılan hâllerde (örneğin belirli suçlardan hükümlü bulunanlar hakkında) verilebileceğini, hakkında yalnızca kamu davası açılmış olanlar hakkında ise verilemeyeceğini açıkladı. Bu iptal kararı temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşti.
Bunun üzerine şirket, ihale yasağı nedeniyle gelir kaydedilen 10.210,62 TL tutarındaki teminat mektubundan doğan zararının yasal faiziyle birlikte ödenmesi için Ankara 6. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açtı. İdare Mahkemesi 25/3/2020 tarihinde davayı kabul ederek 10.210,62 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle şirkete ödenmesine karar verdi. Gerekçede, teminatın gelir kaydedilmesinin dayanağı olan yasaklama kararının yargı kararıyla iptal edildiği ve böylece zarara neden olan işlemin hukuka aykırılığının ortaya konulduğu belirtildi.
İdarenin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi 31/12/2020 tarihinde bu kararı kaldırarak davayı kesin olarak reddetti. Gerekçeye göre ihaleye katılmaktan yasaklama ile teminatın gelir kaydedilmesi farklı işlemlerdi; birine ilişkin yargı kararı diğerini bağlamıyordu. Ayrıca iptal kararı kanundaki lehe değişikliğe dayanıyordu ve idarenin tazmin yükümlülüğünü gerektirecek bir hizmet kusuru tespiti içermiyordu.
Anayasa Mahkemesi Bu Olaya Nasıl Baktı?
Anayasa Mahkemesi önce teminat mektubunun şirketin mülkü olduğunu ve idarenin bunu gelir kaydetmesinin mülkiyet hakkına müdahale olduğunu tespit etti. Ardından olayın kilit noktasını belirledi: Teminatın gelir kaydedilmesine yol açan ihale yasağı, kesinleşmiş bir yargı kararıyla hukuka aykırı bulunmuştu. Bu aşamadan sonra incelenmesi gereken, iptal kararından sonra ihlalin giderilip giderilmediğiydi.
Kararda iptal edilen idari işlemin ve doğurduğu hukuki sonuçların geriye etkili olarak ortadan kalktığı hatırlatıldı. Anayasa Mahkemesine göre idare, kişiyi hukuka aykırı işlem hiç yapılmasaydı hangi durumda olacaksa ona mümkün olduğunca yakın bir konuma getirmekle yükümlüydü. Yasak kararı iptal edildiği hâlde teminatın gelir kaydedilmesinden doğan zarar ödenmediğinde idarenin bu yükümlülüğü bütünüyle yerine getirdiği söylenemezdi.
“İhlalin tam olarak giderilebilmesi için hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla tespit edilen işlem nedeniyle başvurucunun uğradığı zararlar da tazmin edilmelidir.”
Anayasa Mahkemesi ayrıca Danıştay kararlarını inceledi. Danıştayın yerleşik uygulamasına göre ihaleden yasaklama işlemi yargı kararıyla iptal edildiğinde teminatın gelir kaydına yönelik hukuki sebep de ortadan kalkıyor ve gelir kaydedilen teminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerekiyordu. Bölge İdare Mahkemesi ise bu yerleşik içtihattan ayrılmayı haklı kılacak somut ve özgün hiçbir gerekçe ortaya koymamıştı.
Sonuç olarak iptal kararıyla tespit edilen ihlalin sonuçlarının tam olarak giderilmesi Bölge İdare Mahkemesinin kararı nedeniyle engellenmişti. Başvurucu şirkete aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmiş, müdahale ölçüsüz hâle gelmişti.
Sonuç Ne Oldu?
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü 29/1/2026 tarihinde oybirliğiyle;
- Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulmasına,
- Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine,
- Kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesine iletilmek üzere Ankara 6. İdare Mahkemesine gönderilmesine,
- Başvurucunun tazminat talebinin, yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddine,
- 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verdi.
Benzer Durumdaysanız Bu Karardan Ne Öğrenebilirsiniz?
- İptal kararı tek başına yetmeyebilir: Bu olayda ihale yasağının iptal edilmesi yeterli görülmedi; iptal edilen işlem nedeniyle doğan zararın da karşılanması gerektiği vurgulandı.
- “İki işlem farklıdır” gerekçesi kabul görmedi: Teminatın gelir kaydı, iptal edilen yasak kararına dayandığı için yasak kararının iptali teminat yönünden de sonuç doğuruyordu.
- Yerleşik içtihattan ayrılmanın gerekçesi olmalı: Bölge İdare Mahkemesinin Danıştayın yerleşik uygulamasından somut ve özgün bir gerekçe göstermeden ayrılması ihlalde belirleyici oldu.