Eski Bir Ortağı Gerekçe Gösterilerek Şirketin İrtifak Hakkı İptal Edilip Tüm Malları Bedelsiz Alınabilir mi?
Niğde'de organik tarım ve hayvancılık yapan bir şirketin hazine arazisi üzerindeki irtifak hakkı, OHAL döneminde çıkarılan 667 sayılı KHK'ya dayanılarak iptal edildi. Arazideki tesisler, ekipman ve 343 büyükbaş hayvan dâhil tüm taşınırlar bedelsiz olarak Hazineye geçti. Mahkemeler bu işlemi, işlemden önce şirketten ayrılmış bir ortağın ve onunla akrabalık ilişkisi bulunan diğer ortakların örgütle ilişkisine dayanarak onadı. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, şirketin kendisinin örgütle bağlantısı ortaya konulmadığı için mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verdi.
Olay Ne?
Başvurucu şirket Niğde'nin Bor ilçesinde tarım ve hayvancılık alanında faaliyet gösteriyordu. Şirketin %51 hissesi, hakkında soruşturma bulunmayan şirket müdürüne aitti. Üç ortağın %12,5'er, bir ortağın ise %11,5 oranında hissesi vardı. %12,5 hisseli ortaklardan biri 5/2/2016 tarihinde hissesini diğer ortaklara devrederek şirketten ayrıldı.
Mülkiyeti Hazineye ait 1.164.505,16 metrekarelik bir taşınmaz üzerinde, %51 hisseli ortak lehine 5/6/2008 tarihinden itibaren yirmi yıl süreyle irtifak hakkı kurulmuş ve tapuya tescil edilmişti. Bu hak 29/4/2011 tarihinde organik tarım ve hayvancılık yapılması amacıyla şirkete devredildi.
15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden sonra ilan edilen olağanüstü hâl döneminde çıkarılan 667 sayılı KHK'nın 8. maddesi, yararlanıcıları terör örgütleriyle bağlantılı görülen kamu taşınmazlarındaki irtifak haklarının resen iptal edileceğini öngörüyordu. 670 sayılı KHK ile bu maddeye, taşınmaz üzerindeki bina, yapı ve tesislerle her türlü taşınırın bedelsiz olarak Hazineye devredilmiş sayılacağı hükmü eklendi.
Maliye Bakanlığı Millî Emlak Genel Müdürlüğü; şirket ortaklarının Bank Asya'da hesaplarının bulunduğunu, FETÖ/PDY yapılanmasının derneklerine üye olduklarını ve çocuklarını bu yapının okullarına gönderdiklerini belirterek irtifak hakkının resen terkinini onayladı. Hak 8/8/2016 tarihinde tapudan terkin edildi. 5/10/2016 tarihinde de şirketin taşınır mallarına el konularak bunların bedelsiz olarak Hazineye devrine karar verildi.
Şirket açtığı davada; eski ortağın işlemden yaklaşık altı ay önce ayrıldığını, %51 hisseli ortak hakkında hiçbir soruşturma bulunmadığını, sekiz yıl emek vererek ıslah ettikleri araziyle birlikte tesis, ekipman ve 343 büyükbaş hayvan dâhil tüm taşınırlarının elinden alındığını ileri sürdü. İstinafta ayrıca %51 hisseli ortağın Bank Asya hesabı olmadığını, ortakların on çocuğundan yalnızca birinin kapatılan bir okulda bir yıl okuduğunu ve ortakların hiçbirinin dernek üyeliği bulunmadığını belirtti.
Dava Ankara 2. İdare Mahkemesinde açıldı; yürütmeyi durdurma talebi, KHK kapsamındaki işlemlerde yürütmenin durdurulmasına karar verilemeyeceği gerekçesiyle reddedildi ve dosya yetki yönünden Aksaray İdare Mahkemesine gönderildi. Aksaray İdare Mahkemesi 22/8/2017 tarihinde davayı reddetti. Gerekçede, eski ortağın örgüt içinde yönetici görevinde bulunduğu ve hakkında soruşturma yürütüldüğü; diğer üç ortağın da eski ortakla kayın hısımlığı ilişkisi nedeniyle örgütün tanınan isimlerinden olduğu ve haklarında soruşturma ve kovuşturmaların sürdüğü belirtildi. Konya Bölge İdare Mahkemesi 20/2/2018 tarihinde istinaf başvurusunu kesin olarak reddetti.
Anayasa Mahkemesi Bu Olaya Nasıl Baktı?
İşlemler olağanüstü hâl döneminde ve OHAL ilanını gerektiren olaylarla bağlantılı olarak yapıldığından Anayasa Mahkemesi incelemeyi, olağanüstü dönemlerde temel hakların sınırlanmasını düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesine göre yaptı. Mülkiyet hakkı olağanüstü dönemde de dokunulamayan çekirdek haklar arasında olmadığından ve milletlerarası hukuka aykırılık saptanmadığından, belirleyici soru tedbirin “durumun gerektirdiği ölçüde” olup olmadığıydı.
Birinci sorun — şirketin kendisi değerlendirilmemişti. Anayasa Mahkemesi şu tespitleri yaptı: İrtifak hakkı ilk olarak şirketin %51 hissesine sahip ve hakkında soruşturma bulunmayan ortağı lehine kurulmuştu. Mahkemece örgütle iltisaklı olduğu değerlendirilen ortak, 5/2/2016 tarihinde hissesini devrederek ortaklıktan ayrılmıştı. İdare, irtifak hakkının iptalini gerçek kişi ortaklara ilişkin olgulara dayandırmış, şirket tüzel kişiliğine ilişkin hiçbir olguya yer vermemişti. İdare Mahkemesi de özellikle eski ortak üzerinde durmuş, şirket yönünden üyelik, iltisak veya irtibat bakımından bir değerlendirme yapmamıştı. Eski ortağın ayrıldıktan sonra şirketle ilişkisinin veya şirketteki etkinliğinin sürdüğüne dair de hiçbir açıklama yoktu.
“...başvurucu Şirket tüzel kişiliğinin terör örgütü ile iltisakı veya irtibatının yargılama makamlarınca gerektiği şekilde ortaya konulmadığı, bu hususta başvurucu Şirketin uyuşmazlığın sonucuna etkili iddia ve itirazlarının ilgili ve yeterli gerekçe ile karşılanmadığı açıktır.”
İkinci sorun — malların bedelsiz devri otomatikti. 667 sayılı KHK'nın 8. maddesine göre taşınmaz üzerindeki bina, tesis ve taşınırların bedelsiz Hazineye devri doğrudan irtifak hakkının iptaline bağlanmıştı; iptal haklı görüldüğünde mallar da kendiliğinden Hazineye geçiyordu. Anayasa Mahkemesi, mülkiyeti kamuya geçen mal varlığının suçla bağlantısı olmadığına dair iddiaların incelenebileceği bir yolun bulunmamasını sorunlu buldu. Kurala göre bedelsiz devre yol açabilecek objektif nedenlerin idare ve mahkemelerce ortaya konulup irdelenmesine imkân tanınması gerekirdi. Ayrıca irtifak hakkının iptalinden sonra taşınmazın tahliyesi için hiçbir geçiş süresi öngörülmemişti.
Bu iki nedenle irtifak hakkının iptali ve taşınmaz üzerindeki malların bedelsiz Hazineye devrinden oluşan müdahalenin OHAL koşullarında durumun gerektirdiği ölçüde olmadığı sonucuna varıldı.
Sonuç Ne Oldu?
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 27/1/2026 tarihinde;
- Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine (bir üyenin karşıoyuyla, oyçokluğuyla),
- Kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Aksaray İdare Mahkemesine gönderilmesine (bir üyenin karşıoyuyla, oyçokluğuyla),
- Tespit edilen sorunla ilgili olarak kararın bir örneğinin bilgi ve takdiri için Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirilmesine (üç üyenin karşıoyuyla, oyçokluğuyla),
- Şirketin 14.000.000 TL maddi ve 2.000.000 TL manevi tazminat taleplerinin, yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddine (oybirliğiyle),
- 294,70 TL harç giderinin başvurucuya ödenmesine karar verdi.
Anayasa Mahkemesi, ihlal kararının davanın kabulü veya reddi yönünde bir tutum anlamına gelmediğini de belirtti.
Benzer Durumdaysanız Bu Karardan Ne Öğrenebilirsiniz?
- Şirket ile ortak aynı şey değildir: Bu olayda idarenin ve mahkemenin yalnızca ortaklara ilişkin olgularla yetinip şirket tüzel kişiliğinin örgütle bağlantısını ortaya koymaması ihlalde belirleyici oldu.
- Ayrılmış ortağın durumu açıklanmalı: İşlemden önce şirketten ayrılan ortağın şirketle ilişkisinin sürdüğüne dair hiçbir açıklama yapılmaması eksiklik olarak tespit edildi.
- OHAL tedbirlerinin de bir ölçüsü var: Anayasa Mahkemesi, olağanüstü dönemde de mülkiyete yönelik tedbirlerin keyfi olmaması ve uyuşmazlıkların mülkiyet hakkının gereklerine göre çözülmesinin temel güvence olduğunu vurguladı.